DOĞRU, ETKİLİ VE GÜZEL KONUŞMA TEKNİĞİ HİTABET
Gerçekten bugün Türkiye’nin önemli, çok önemli problemlerinden birisi de Türkçenin gitgide yara almasıdır. Tabi bunun için ilgili kuruluşlarımız elbette çalışmalar yapıyorlar. Türk Dil Kurumu’nun son zamanlarda özellikle batıdan gümrüksüz giren ve ihtiyaç olmadığı halde dilimizi işgal etmeye başlayan kelime akınına karşı yalnız kurum ve kuruluşların dikkatli olması yetmemektedir. Dil bilincini insanlarımız fikir olarak kabul etmekle beraber, fakat uygulama özellikle mevcut medyanın bu konudaki kontrolsüz gidişinden dolayı tehlikeler artmaktadır. Sayın Nejat Muallimoğlu dünyada hitabet sanatını takip eden bütün dünyada hitabet sanatını takip eden, notlar alan ve bunları kamuoyunun istifadesine sunan çok değerli bir araştırmacı ve yazardır.
HİTABET TAM OLARAK NE DEMEKTİR?
Yunus Emre söz ola kese savaşı söz ola kestire başı söz ola avlu aşı yağ ile bal ile diyor. Hitabet gerçekte sözün yağ ile bal ile getirilebilmesidir. Yalnız bir topluluk önünde sıkıntı çekmeden rahat düzgün etkili ve iki kelimede bir eee ıııı şey demeden konuşabilmekte hitabet teknikleri denilen bir takım kuralların bilinmesiyle ve uygulanmasıyla mümkündür.19.yy’ lın büyük tiyatro yazarlarından George Bernand Shaw aynı zamanda cidden büyük bir hatipti de o “ben bir topluluk önünde konuşmasını, küçük bir çocuğun bisiklete binmesini veya buzda kaymasını öğrenmesi gibi kendime güldüre güldüre öğrendim” dedi. Gerçekte bütün icrai sanatlarda pratik başta gelen bir takım kuralların bilinmesiyle ve uygulanmasıyla mümkündür. Hitabet Allah vergisi değildir.
Hitabet tekniklerini öğrendikten sonra lticali olarak konuşmak mümkün mü? Yoksa her seferinde ciddi bir ön hazırlık yapılmalı mı? 1.Dünya harbi sırasındaki Amerika Cumhurbaşkanı Wilson daha önce New jersey eyaletinin valisi ve ondan da öncesi dünyanın en büyük üniversitelerinden biri sayılan Bristol Üniversitesinin rektörü idi. Yani Wilson politikadan edebiyata kadar her konuda sıkıntı çekmeden konuşabilecek kadar bilgili bir insandı. Buna rağmen kendisinden önemli bir hitabet istendiği vakit en azından üç hafta öncesi verilmediği takdirde bu konuşmaları kabul etmezdi. Türkiye'de bir benzeri çıkmamış ve çıkmayacakta bir hitabet kitabının müellifi olmama rağmen bu söylediklerimi son iki sene zarfında İstanbul da muhtelif yerlerdeki hitabet seminerlerinde
tekrarlamama rağmen benden bu konuşma istendiği zaman ben on gün öncesi evde kendi kendime pratiklerimi yapmaya başladım. Evdeki eşyaları insanlar
olarak görerek onlar üzerinde ayrı ayrı nerede neyi söyleyeceğimi düşünerek pratik yapmaya başladım. Efendim ben nasıl olsa bir profesör doktorum, iş adamıyım, politikacıyım, avukatım vs diyerek dinleyiciler önüne hazırlıksız çıkmakdinleyicilere saygısızlık ve hatta hakaret etmek demektir.
PEKİ, KONUŞMAMIZA NASIL HAZIRLANACAĞIZ?
Her şeyden önce üzerinde duracağımız konuyu tam olarak bir kâğıda yazacağız ve ondan sonra onu iki üç defa okuyarak Türkçelerini düzelterek
okuyacağız ve bunu üç dört defa okuduktan sonra bunu bir daktilo ile gayet temiz bir şekilde sağından ve solundan satır araları belirli aralıklı kâğıda
çekeceğiz. Ondan sonra yapacağımız şey bu yazdıklarımızı def’alarla kelimeler, fikirler üzerinde durarak okumaktır. Eğer o kimse bunu iyi yaptığına
gayet düzgün bir bakışta cümleleri fikirleri görebilecek şekilde okuduğuna kabil olduğu zaman yapacağı şey bu konuşmasının bir planını çıkarmak ve
planı üzerinden pratik yapmaktır.
KONUŞMAMIZDA DİKKAT ETMEMİZ GEREKEN HUSUSLAR NELERDİR?
Planı üzerinden pratik yaparken bir hatibin üzerinde duracağı başka noktalarda vardır. Bir tanesi konuşma adımın yani bir dakikada söylediği kelimelerin bana öyle geliyor ki yüz yüz ondan aşağı düşmemesi gerekir. Türkiye de böyle bir istatistik yok ama İngilizce hitabet kitaplarında o dilde konuşan hatiplerin dakikada 140 ile 150 kelime ile konuşmalarını gerektiği söyleniyor. Tabi ve ben Türkiye de böyle bir istatistik bulunmadığı için 110 kelime ile konuşmanın gayet iyi olduğu kanaatindeyim. Türkiye’de Allah selamet versin yıllardan beri politika meydanlarında, toplantılarda, meclis kürsüsünde konuşan otuz kırk elli yıllık öyle hatipler var ki onlar konuşurken ben onlar namına ızdırap çekiyorum sanki mübareklerin ağızlarında kelimeler derin bir kuyudan kova ile ağır ağır su çekiliyormuşçasına hissini uyandırıyor. Hatibin üzerinde ikinci duracağı nokta bu pratiklerini yaparken sesini bir alternatif akım gibi kullanmasıdır gerektiği yerde sesi bağırmadan bağırmak hitabet değildir. Bağırmadan gerektiği yerde ses perdesini yükselterek gerektiği yerde indirerek sesi alternatif bir akım gibi sesini kullanmasını bilecektir. Üçüncüsü göz temasını devamlıca muhafaza edecektir. Türkiye’de konuşan hatiplerin yüzde 99 u göz teması denilen şeyin ne olduğunu bilmiyorlar ya kâğıttan okuduğundan okuduğu yeri kaybetmemek için arada söz söylemek için kafasını kaldırır ya da gözleri tamamen önündeki kâğıda dikili olduğundan salondaki dinleyicileri ihmal eder. İyi bir hatip salonda yirmi kişide olsa iki yüz kişide olsa gözleri devamlıca salondaki herkesin üzerinde dolaşacak onların her birine ayrı ayrı hitap ettiği intibahını uyandıracaktır. Bu durum dinleyici ile hatibi birbirine yakılaştırır ve uyumalarına izin vermez.
İRTİCALEN KONUŞMAK HAZIRLIKSIZ SPONTELE KONUŞMAK MIDIR?
İrticalen konuşmak sanılanın aksine hazırlıksız konuşmak değil, yukarıdaki özellikleri iyi uygulanarak sanki o an aklına geliyormuş izleniminin verilmesidir. Kâğıttan okumak hiçbir zaman etkili bir hitabet değildir. İlla kâğıttan okuyacağım derseniz 20 dakikalık bir konuşmanın 17–18 dakikalık kısmını kâğıttan bakarken mimik ve jest yapacak kadar pratik yapmış olunmalıdır.
DİNLEYİCİ ÜZERİNDE EN ETKİLİ KONUŞMA NASIL BAŞLAMALIDIR?
Birisi arkanızdan kovalıyormuşçasına hemen konuşmaya başlamayacaksınız. İki üç saniye sesinizi çıkarmadan, gözlerinizi dinleyici üzerinde gezdirmelisiniz. Bunu faydası sessizlik dolayısıyla tüm bakışlar hatip üzerine çevrilir. Asla hepinizi saygıyla selamlarım demeyeceksiniz. Hitabınız konuya duruma göre değişecek. İlk önce sizi takdim edeni, çağıranı selamlayacaksınız. Eğer salonda tanınmış birileri varsa unvanları ve isimleriyle onlar selamlayacaksınız ama bu kişi sayısına göre değişir on kişi varsa tek tek selamlanmaz. Hatip kendinin tamamen dinleyicilerden biri olduğunu sadece söyleyecek bir mesajı olduğu için kürsüde olduğunu dinleyicilere ihsas etmek mecburiyetindedir. Konuşmamıza nasıl gireceğiz? En önemli kısım girişinizdir. Dinleyiciler sizin nasıl bir hatip olduğunuzu girişinle değerlendirecektir. Daha başta dinleyicileri kaybederseniz bir daha toplamanız hiç de kolay değildir. Çin’de talebeler Konfüçyüs eğer ülkenin işlerini düzeltecek güç ve kudret verilmiş olsa idi işe nereden başlayacağını sordular.”kelimelerin doğru söylenmesine çalışırdım “dedi. Talebeler niçin bu kadar önemli bir mesele olduğunu sordukları vakit eğer kelimeler doğru söylenmezse ağızdan çıkan sözler anlatılmak istenen sözler değillerdir. Ağızdan çıkan sözler anlatılmak istenen sözler olmayınca yapılması gerekenler yapılmaz. Yapılması gerekenler yapılmayınca ahlak ve sanat soysuzlaşır. Ahlak ve sanat soysuzlaşırsa adaletsizlik başlar ve halkta ne yapacağını bilemez, çaresizlik içinde bocalar durur.
YANİ BİR MİLLET YOZLAŞMAYA DİLİNDEN BAŞLAR?
Bir milletin sosyal ve milli dayanışmasının temeli o milletin dilidir. Millet olabilmenin ilk şartı, müşterek dile sahip olmaktır. Bir milletin hayat görüşü milli dili içindedir. Dilini kaybeden bir millet zaman içinde mahkûm, şevksiz ve kuru bir kalabalıktan başka bir şey değildir. Kırım atasözü vardır. ”dilini kaybeden kendini kaybeder.”
GİRİŞ İÇİN UYGULANABİLECEK BAŞKABİR TEKNİK VAR MIDIR?
İktibas da ikinci bir giriş tekniğidir. Her yerde kullanılabilir. Tanınmış kişilerden alına bu sözler onlarda sizin gibi düşündüğünü gösterir ve dinleyici üzerinde etkili olmanızı sağlar. Sözü kendi konuşmasına göre değiştirmek ahlaksızlıktır.
KONUŞMAMIZI NASIL GELİŞTİRECEĞİZ?
Söylemek istediklerimizi rahatça, dinleyicilerin anlayacağı şekilde onlara sunmamız gerekir. Bilgi vereceksiniz, anekdotları kullanacaksınız, fıkralar kullanabilirsiniz, şairlerden beyitler kullanabilirsiniz eğer teknik bir meseleyi anlatıyorsanız haritalar, şemalar, resimler kullanabilirsiniz, statikler ve rakamlar kullanabilirsiniz. İstatistik kullanırken kimlerin hangi maksatla çıkarttığını da bilmeniz gerekir. Dinleyici hiçbir zaman rakamlara boğmayacaksınız. Dr.Russell K. Elmas tarlaları başlıklı bir yazısını hayatının son altmış senesinde İngiltere ve Amerika'da 5700 defa tekrarladı muhtelif şehirlere göre tabii değiştirerek. Ben bunu söylesem 5700 defa tekrarladı dedikten sonra başka bir şey söylesem sizde hatibin istediği etkiyi yaratmaz. Yapılacak şey budur ki eğer bir kimse her gün başka bir
yerde olmak şartıyla aynı konuşmayı 15 sene tekrarlamış olsa yine doktorun rekorunu kıramazdı. 5700 kelimesi unutulurken 15 sene her gün olsa bile rekorun kırılmaması unutulmaz. Kullanacağınız şiir ve beyitleri mutlaka ezbere söyleyeceksiniz. Bilmiyorsanız hiç söylemeyin. Anekdotlarda tanınmış kişilerin hayatından alınmış olanlar konuşmanıza güç katar ve hatip kendi fıkralarına asla ve asla gülmeyecek.
GELİŞTİRDİĞİMİZ KONUŞMAMIZI EN İYİ NASIL BİTİRİRİZ?
Dinleyiciler sizin hakkınızdaki son fikirlerini bitirişinize göre verecekler. Bir daha kürsüye dönmemek üzere inmelisiniz. Canlı bir bitiriş üzerinizde iyi bir intibahın toplanmasına vesile olur. En popüler ve başlıca yol özetleyerek bitirmektir.
Ayşenur İKİZ
















