İnsan hayatının en verimli zamanlardan biri de
Allah için bir araya gelindiği anlardır. Allah için bir araya
gelmenin verdiği mutluluğun tarifi imkânsızdır. Zira
insan hayatını bu yolla ebedileştirir. Kısa, fani, bekasız
ve semeresiz bir ömür bu yolla uzun, daimi, sürekli ve
meyveli bir hale getirebilir. Allah için buluşmak, Allah için
konuşmak, Allah için hayatına çeki düzen vermek ne
kadar güzeldir. Bu istikametteki bir hayatın her bir anı,
her bir nefesi ebedileşir, bakileşir. Zamanı bakileştiği
gibi, Allah için verdikleri, Allah’ın adını anarak helal dairesinde
kendisi, çoluk çocuğu, akraba-i taallukatı ve sair
insanlar için harcadıkları da bakileşir.
Allah Rasulü (a.s.v.) pek çok hadislerinde Allah
için bir araya gelmenin ne kadar önemli olduğuna vurgu
yapar. Bunlardan biri ve en ilgi çekeni şöyledir: Ebû Hüreyre’nin
rivayetine göre Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle
buyurmuşlardır: “Şüphesiz ki, Allah Tebâreke ve Teâla’nın
bir takım seyyar fazla me¬lekleri vardır. Bunlar
zikir meclislerini araştırırlar. İçerisinde zikir olan
bir meclis buldular mı onlarla beraber otururlar. Ve
kanatlarıyla birbirlerini kuşatırlar. Ta ki kendileriyle
alt semanın arası dolar. Cemaat dağıldıkları vakit
yükselir ve gökyüzüne çıkarlar. Allah, onları bildiği
halde kendilerine: “Nereden geldiniz?” diye sorar.
Onlar da: “Senin yeryüzündeki bazı kullarının yanından
(geldik), onlar sana teşbih ediyor, tekbîr,
tehlilde bulunuyor, sana hamdediyor ve senden istiyorlar”,
cevabını verirler. Allah Teâla Hazretleri:
“Benden ne istiyorlar?” diye sorar: “Senden cennetini
istiyorlar”, derler. Allah, “Onlar benim cennetimi
gördüler mi?” der. “Hayır, yâ Rabbî!”
cevabını verirler. Allah, “Acaba cennetimi görmüş
olsalar ne yaparlar?” der. Melekler: “Senden eman
dilerler”, derler. Allah, “Benden neden eman dilerler?”
diye sorar. Melekler, “Senin cehenneminden
yâ Rabbi!” diye cevap verirler. Allah, “Onlar benim
cehennemimi görmüşler mi?” der. Melekler,
“Hayır!” cevabını verirler. Allah, “Acaba cehennemimi
görmüş olsalar ne yaparlar?” der. Melekler,
“Senden mağfiret dilerler”, derler. Allah da, “Ben
onları mağfiret ettim, ne diledilerse kendilerine verdim.
Ve onları eman diledikleri şeyden kurtardım”,
buyurur. Bunun üzerine melekler: “Ya Rabbi! İçlerinde
filân var, günahı çok bir kul. O ancak oradan
geçerken onlarla beraber oturdu”, derler. Allah
Teâla Hazretleri, “Onu da affettim. Onlar öyle bir cemaat
ki, onlarla düşüp kalkan şaki olmaz”, buyurur.
1”
Zikri geçen hadisin farklı varyantları bulunmaktadır.
Diğer rivayet şekilleri içinde topluluğun Allah’ın zatını,
cennetini ve cehennemini görmüş oldukları
takdirde çok daha dikkatli olacakları vurgulanmaktadır.
Burada önemli olan Allah için bir araya gelmek, iman,
marifetullah, muhabbetullah, mehafetullah sohbetlerinde
bulunmaktır. Böylesi bir mecliste bulunmak kişinin
insan olması hasebiyle işlediği küçük ya da büyük
suçlarının affına neden olabilmektedir. Kaldı ki, Rabbimiz
farklı amaçlarla orada yer alan insanları bile diğerlerinin
hatırına affedebilmektedir. Bu mesele ebede aşık
ve ebed için yaratılmış olan insan için son derece büyük
öneme haizdir.
Görüldüğü gibi bu müthiş bir müjdedir. Allah için
bir araya gelenleri melekler yalnız bırakmazlar ve Allah
da kendisi için bir araya gelen bu kullarının taleplerini
karşılıksız bırakmaz. Müminlerin bir araya gelmesi, ister
Kur’ân talimi ile alakalı olsun, ister manasını öğrenmek
için olsun, isterse Allah’ın kullarının maddi manevi ihtiyaçlarını
gidermek için yapılan bir toplantı olsun, hepsi
Allah içindir. Bu anlamda bir araya gelerek toplanan
müminler inşeallah sonucunu da en iyi şekilde görecektir.
Diğer bir hadiste de Allah Rasulü Allah için bir
araya gelerek toplanan insanlar için şunları tebşir eder:
“Bir gurup insan bir yerde toplanıp Allah’ı gündemde
tutmak için onun dinini öğrenmeye çalışırlarsa
melekler onların etrafını çevirir. Allah’ın
rahmeti onları kaplar ve üzerlerine huzur iner Allah
onları kendi huzurundaki melekler yanında anar.2”
Bu hadiste ifade edilen hususlar da bir mümin için gerçekten
büyük kazançtır. Mümin dinini öğrenmek için bir
araya gelecek ve geldiğinde Allah’ın melekleri tarafından
yalnız bırakılmayacak ve kendisini Allah’ın rahmeti
kaplayacak ve kendisinden meleklerine söz edecektir.
Âlemlerin Rabbi’nin aciz ve fakir olan kulundan söz etmesi
kadar büyük bir şeref olabilir mi?
Allah için yapılan hiçbir şey küçük görülemez.
Hele bu Allah için bir araya gelip Allah’tan, kitabından,
peygamberinden söz edip, onları sohbetlerine konu
ediniyorlar ise. “Sakın maruftan hiç bir şeyi hakir
görme! Velev din kardeşini güler yüzle karşılaman
olsun3” diyen Hz. Peygamber Efendimiz (a.s.v.), din
kardeşlerin arasında güler yüzlü tatlı dilli olmaya büyük
önem atfetmektedir. Hatta bir hadislerinde sevmek ve
sevilmek ve dost olmak ve dost olunmaya şu ifadeleri
ile teşvik etmektedirler: “Mümin sever ve sevilir. Dost
olur ve dostluk kurulur. Dost olmayan ve dostluk
kurulmayanda hayır yoktur.” Evet, asıl hedefimiz
olan Allah’ın rızasını kazanmak noktasında O’nu sevmenin
ve dostluğunu kazanmanın yanında; O’nun kulları
ile de iyi ilişkiler içinde olmak, onlarla bir ve beraber
bulunmak, iyi ve güzel adetlere önderlik etmek de gerekmektedir.
Evet, Allah razı olduktan sonra isterse ve
hikmeti iktiza ederse kişi istemek talebinde olmasa da
insanları ondan razı eder. Ancak Allah’ın rızasının tahakkuku
bakımından Allah için bir araya gelmeklerin,
onlarla Allah Rasulü’nün örnek olduğu güzel beşeri ilişkileri
içinde teşrik-i mesaide bulunmanın da büyük
önemi vardır.
Allah için bir araya gelen topluluk üzerine Allah’ın
rahmet ve sekineti inmektedir. Bununla ilgili de yine
Efendimiz (a.s.v.) şöyle buyururlar: “Bir mecliste oturup
da orada Allah’ı anan her (müslüman) cemaatı
melekler kuşatır, onları rahmet kaplar, üzerlerine
sekînet (Allah’ın rızâsı, vakar ve sükûnet) peyderpey
iner ve Allah, katındaki (melek) ler arasında onlardan
(övgü ile) sözeder.4”
Her bir sözü gemilerdeki yönü tayin eden pusula
gibi doğruyu ve gerçeği gösteren ve Âlemlerin Rabbi
tarafından terbiye edilen, Allah’ı sevmenin yolu sünnetine
tabi olmaktan geçen ve güzel ahlakı kendisinde
cem edip üsve-i hasene olan Hz. Peygamber (s.a.v.)
Efendimiz, konumuzla ilgili şu güzel öğütlerde bulunurlar:
“Kim bir mü'mini dünya sıkıntılarından kurtarırsa
Allah onu kıyamet günü sıkıntılardan kurtarır.
Kim bir Müslümanın hatasını örterse Allah da onun
dünyada ve ahirette hatasını örter. Kim bir
fakire/borçluya kolaylık sağlarsa Allah da ona dünyada
ve ahirette kolaylık sağlar. Kul kardeşine yardımcı
olduğu sürece Allah da onun yardımcısı olur.
Kim ilim öğrenmek için yola çıkarsa Allah ona cennete
giden yolu kolaylaştırır. Bir topluluk Allah'ın
evlerinden birinde toplanır, Allah'ın kitabını okur ve
anlamaya çalışırlarsa, mutlaka üzerlerine huzur
iner, kendilerini rahmet kuşatır, etraflarını melekler
sarar ve Allah onları katında (hayırla) anar. Kimin
ameli kendisini geri bırakırsa, nesebi onu hızlandırmaz
/ öne geçirmez.5”
Şüphesiz “es-sebebü ke’l-fâil” / “sebep olan
yapan gibidir” sırrınca nasıl ki Allah için bir araya gelenler
yukarıda Allah Rasulü’nün müjdelediği hasenata
sahip oluyorlar, aynı şekilde bu insanların bir araya gelişlerine
zemin hazırlayan ve bu güzel adetin başını
çeken insanlar da sevap kazanırlar. Ayrıca Allah için bir
araya gelinen mekânlar da büyük bir öneme haizdir. Şu
hadis konuyla ilgili müminler için müjde doludur: “Allah
Rasulü, sahabelerine şöyle buyurur: “Cennet bahçelerine
uğradığınız zaman oradan istifade ediniz.”
Ashab: “Cennet bahçeleri neresidir?” diye sorduklarında
ise Hz. Peygamber (s.a.v.) de: “Allah’ın dinini
öğrenmek üzere meydana getirilen sohbet guruplarıdır”
buyurdu.6”
Sonuç olarak Allah içi bir araya gelmeklerin şüphesiz
ki saniyeleri seneler hükmünde iken, Allah’ın hatırlanmadığı
bir araya gelmeklerin seneleri bir saniye
hükmündedir. Temennimiz hayatımız boyunca Allah
dostu olan insanlarla beraberliklerimizin çok daha fazla
olması. Böylece fani dünyamız bakileşecektir. Yazımı
Allah Rasulü’nün şu ifadesi ile bitirmek isterim:
“Allah’ın yardımı cemaatle beraberdir.7”
















