Garplı Müelliflerin Âdeti
Bu, yani lehte olanı nakledip aleyhte olanı nakletmemek, kendi akıllarına uygun düşeni rivayet edip muhalif olanı terk etmek garplı müelliflerin âdetidir. Ancak Müslüman müellifler, hususiyle Resulullah dan hadis nakledenler, kendi görüşlerini tercih etmeyenlerin dayanaklarını da rivayet etmekten asla geri durmazlar; bunu da emanetin hakkını îfa için yaparlar.
‘Hayatı Muhammed’ müellifi M. Heykel Paşa, hadis yazımını teşvik hususunda ki, rivayetleri terk edip kitabeti yasaklayan hadisleri teşvikte, ne kadar da istekli ve katı davranıyor! Bundan da öte büyük bir cürüm işleyerek hadis kitabetini men edenlerin mezhebini onların arzusuna muhalif olarak, onlara tutunarak tahrif ediyor.
Şöyle ki: Hadis üstatları hadis kitabetinin yazılıp yazılmaması hususunda ihtilaf etmişlerse de kitabeti yasaklayanlardan hiçbiri, hadis kitaplarında yazılı olan hadislere itimat edilmeyeceğini söylememişlerdir.
Konuyla Alakalı Aktarımlar
Hafız İbni Abd’ü-l-Berr, (Muhtasar-ü Beyan-ül-İlm-i ve Fazl-hî) adlı kitabında konuyla alakalı iki bap yazmıştır; bunlardan birinin başlığı: ‘Bab-ü Zikr-i Kerahiyyet-i kitab-il-İlmi ve tahlid-i-hî fî-l-Kütüp’, ikincisi ise: ‘Bab-ur-Ruhset-i fî Kitab-il- İlmi’
Birinci bab da, Ebu Sait El- Hıdrî’nin (RA) Resulullah’dan (SA) şöyle bir hadis naklettiğini zikrediyor: Resulullah buyurdu ki: “Benden, Kur’an’dan başka bir şey yazmayın, kim de benden, Kur’an’dan başka bir şey yazdı ise onu imha etsin.’
Hafız Abd’ü-l Berr, bunu söyledikten sonra, Ebu Nazd’dan bir aktarım yapıp Nadr’enin Ebu Sait El-Hudrî’ye şöyle dediğini aktarıyor: ‘Senden duyduklarımızı yazalım mı?’ Dedi ki: Söylediklerimi Mushaflar yapmak mı istiyorsunuz!? Sizin Peygamberiniz (s.a.v) bize söylüyor biz de ezberliyorduk; şimdi siz de bizim ezberlediğimiz gibi ezberleyin.’
Yine Hafız Berr, İbni Vehb’den nakediyor, o diyor ki: ‘(İmam) Malik Ömer Bin Hattab’tan şöyle tahdis ediyor: ‘ Ömer hadisleri yazdırmak istedi veya yazdı da sonra şöyle dedi: ‘Kitabullahla beraber (başka bir) kitap yoktur.’
Hafız Berr; Velid Bin Müslim’den de şöyle aktarıyor: O diyor ki: Evzaî’den işittim: ‘Bu ilim, insanların ağızlarında dolaştığı, biri diğerine aktarıp hatırlattığı zaman çok yüce ve değerli idi; ne zaman ki kitaplara yazıldı nuru gitti ve ehil olmayanın eline düştü.’
Sonra Hafız Berr diyor ki: ‘İlmin yazımını hoş görmeyenler, iki şeyden bunu kerih gördüler:
1- Kur’an’ın yanında onu andıran ona benzer bir başka kitap olmasın.
2- Kâtip yazdığına yaslanıp hıfzı bırakıp ezberi azaltmasın.
Halil şöyle diyor: ‘Kitapların kapsadığı ilim değildir; İlim sadece kalplerin kapsadığıdır.’
Burada İbin I’kal Sakalî’nin ‘Feraid’inden şunu da aktarmak güzel olur: ‘Ashabı Resulullah Kur’anı topladıkları gibi Süneni bir kitapta toplamadılar. Çünkü Sünen intişar etti, onun medhulundan mahfuzu yani ona arız olanla korunan gizli ve kapalı kaldı. Ancak onun ehli hadislerin rivayetinde sünenin hıfzına vekil kılındı.
Bu tür bir vekâlet onlara Kur’an hususunda verilmedi. Sünenin lafızları, bir benzerinin getirilmesi halkı aciz bırakan kitabullah gibi korunmuş değildir. Kur’an’ın cem’inde ashap İcma etti; Sünenin harflerinin ve sözlerinin nakli hususunda ihtilaf etti; ayrıştıklarını tedvin edip bir araya toplamadılar.
Eğer sünenin zabtı hususunda Kur’an’ın toplanmasında olduğu gibi çok arzulu olsalardı onun cem’inde de elbette ki kusur etmezlerdi; lakin korktular ki: eğer süneni tedvin edip bir araya getirirler ise niza edilmeyip bir araya getirilenler umde addedilip, bunun dışında kalanlar tekzip edilir ve böylece birçok sünen zayi olup gider. İşte bunun için sünenin cem’ini ona itina gösterenler için geniş bırakıp onların kabiliyetine bıraktılar.’
Ezber Arap’ın Âdeti:
Hafız Abd’ü-l-Berr yine diyor ki: ‘Bu babda sözlerini zikrettiklerimiz Arap’ın sözüne zahip olanlardır; çünkü onlar ezbere yatkın topluluktur, hıfzı özellikle benimserler.
İbni Abbas, Şa’bî, Nahaî, Katade ve onların mezhebini benimseyip onların yolundan gidip kitabeti hoş görmeyenler, ezbere yatkın, işittikleri ile yetinen kimselerdir.
Görmüyor musun İbni Şihab’dan geleni, o diyor ki: ‘Bir iş için Bekî-de (bir mekanın ismi) idim; Fahşa (kötü söz) girer endişesi ile tıkadım kulakları mı; vallahi işittiğimi asla unutmam.’
İbni Abbas’tan bize intikal ede ise onun bir dinleyişte ‘Kasîde-i Ömer Bin Ebi Rabia’yı’ ezberleyişidir.
Günümüze Gelince:
Günümüzde bu tip kişiler yok; eğer yazım olmasa ilmin çoğu zayi olur. Resulullah (s.a.v) ilmin yazılmasına müsaade etmiş, yine ulemadan bir topluluk buna ruhsat vermiş ve övmüştür. İleride bu hususu anacağız inşallah.
Mansur diyor ki: İbrahim Nehaî hadis metinlerini kısa tutardı, kendisine dedim ki: Salim Bin C’ud hadisleri tam okuyor. Bunun üzerine bana şöyle cevap verdi: ‘Salim hadisleri yazar ben yazmıyorum.’ (İbni Abd’i Berr) dedi ki: Nehaî’nin hadis yazımını hoş görmemesine rağmen bu sözleri, kitabetin faziletini ikrar dan başka bir şey değildir.’ (Ş.İslam M.Sabri Mevkıf-ü-l-ilm C.4. S. 62-65)
| < Önceki |
|---|















Yorumlar