Osman Karabulutoğlu

Peygamberler (8)

e-Posta Yazdır PDF

Ey aziz okuyucu, Abduh tarafından bu söylenenleri, Mısır’da yayın yapan gazetelerin İslam kültüründen çark edip batı kültürüne yönelen yayınlarını iyi düşün! Bu yayınlar nebi tarifinin sonunda ‘İyi düşün, bu husus dakiktir’ diyen Şeyh Abduh’un bu tarifiyle sözlerini sürekli teyit ediyorlar. Evet, ey okuyucu bunları tekrar, tekrar tefekkür et! Sonra da üstat Ferit Vecdi’nin benimle, ‘Ehram’ gazetesinin sahifelerinde günlerce süren münakaşası esnasında enbiyanın mucizelerini açık seçik inkâr edişini iyi hatırla! Ki, o münakaşa bitmeden Ferit Vecdi Bey, o zaman ‘Nur-ü-l- İslam’ adıyla yayın yapan gazetenin başına müdür ve başyazar olarak atanmıştı. Evet, aziz kardeşim bunları düşünürken peygamberimizin manevi hayatını temsil eden mucizeler hususunda tıpkı Fuat Ümmü Musa gibi düşünen doktur Hüseyin Heykel Paşanın ‘Hayatı Muhammed’ adlı kitabını da unutma. 

Şayet Bir İtiraz Olursa
Eğer denilirse ki: E canım, Kur’an’ın mucize oluşunu kimse inkâr etmiyor; bunu ne duyan var, ne gören. Sadece Peygamberimizin hayatını yazarken Kur’an gibi tevatüren sabit olmadığı için mucize olarak isimlendirilen şeylerden uzak duruyorlar, kitaplarını bundan hali tutuyorlar. Ki, bunların bazılarını tevil, Heykel Paşanın Surake hadisesinde yaptığı gibi mümkündür. Bilindiği gibi Surake hadisesi, Hz. Muhamed’in (S.A.V) Medine ye hicreti esnasında kötü niyetle O’nu öldürmek kastıyla O’nun izini sürerken Surake, efendimize yaklaşınca, önce atı tökezlemiş onu yere atmış, sonra ikinci kez aynı niyetle hücum yapınca atı toprağa gömülmüştür. İşte bu hadiseyi Heykel Paşa atın ani tökezlemesi ile tevil etmiştir. Tıpkı Abduh tefsirinde, fil suresinde anlatılan kuşların attığı taşı mikropla tevil ettiği gibi. Bu tür mucizevî hadiseleri sihir vb. hadiselerden ayırmak zor olduğundan Heykel Paşa’nın ‘Hayatı Muhammed’ adlı kitabı yayınlandıktan sonra ‘Menar’ mecellesi sahibi Reşit Rıza kitaba karşı yapılan itirazları ret sadedinde ki, bunarlı Heykel Paşa ‘Hayatı Muhammed’ adlı kitabının ikinci baskısında yayınlamıştır. 

Ben Onları Şimdi Naklediyorum. Reşit Rıza Diyor ki:

‘Heykel’e Ezher’cilerden ve tarikatçılardan karşı çıktıkları en önemli husus ki, bunların kahir ekseriyetini mucizeler ve harikulade hadiseler oluşturuyor. Bu konuları içeren hususları ben bütün detayları ile enine boyuna ‘Vahyi Muhammedi’adlı kitabın ikinci faslında ve beşinci faslın ikinci makasidinda yazdım ki: ‘Kur’an tek başına, bizatihi, kati olarak Hz. Muhammed’in (S.A.V) nübüvvetini ispat eder. Diğer enbiyanın nübüvvetini günümüzde ispat ise Kur’an’dan başka bir ayetle mümkün değildir. Kozmik kanunları yırtan harikulade hadiseler ise günümüz ulemasının indinde kuşkuludur, bunlarla alakalı bir hüccet bir delil yoktur; çünkü bu tür hadiseler geçmişte olduğu gibi günümüzde de aynen söylenmektedir. Böylesi hadiselerin meftunları ise bütün milletlerden hurafecilerden başkası değildir.’ 

Bu hususta Ezher Şeyhi üstat Mustafa Meraği de yukarıda zikredilen kitabı itirazcılara karşı savunurken şöyle diyor: “Muhammed (S.A.V) in Kur’an’dan başka mucizesi yoktur. Buseyri ne de güzel söylemiş: “Bize olan tutkudan; Aklın kabul etmediği ile biz denenmedik Zaten böyle bir şeyi ne önemsedik ve ne de sabit” Sayın Meraği peygamberimize ait Kur’an dışında mucizesinin yokluğunu savunurken merhum Buseyri’nin sözünü delil olarak gösteriyor. İlerde bu kitabın 96. Sayfasında (Arapça metin), Reşit Rıza ve Meraği’ye karşı tafsilatlı cevabımız gelecektir. Heykel Paşa da ‘Hayatı Muhammed’ adlı kitabının ikinci baskısının mukaddimesinde, kendisinin dini ilimlerle uğraşanlar olarak isimlendirdiği kişilerin, kitabında peygamberimize ait kozmik kanunları yırtan mucizeleri dile getirmediği için eleştirel açıdan sorgulayanlara karşı diyor ki: “Biz bu kitaba, hadis ve siret kitaplarında yazılı olan mucizeleri, farklı hadiseleri almadık, bu almayış hususunda ilmi bir metot takip edişimiz bu tür itirazları cevaplandırmağa sanırım kâfidir. Evet, ben bu kitabı asrın üslubu ile yazdım, niye böyle yaptım, çünkü bu üslup, gerek tarihi ve gerekse tarihi olmayan fen ve ilimlerde çağdaş ilim adamlarının nazarında takip edilen sağlam bir yoldur da ondan. 

Bu kitabın yazımı hususunda benim durumum budur, geçmiş ulemanın üslubu ile yazmak zorunda değilim, böyle bir kayıtla kendimi kayıtlayamam. Günümüzün üslubu ile geçmişteki yazım üslubu arasında dağlar kadar fark vardır. Zira geçmişteki kitaplarda eleştiri günümüz kadar serbest ve açık değildir. Çağımızdaki kitaplar eleştiri ve ilmi üslupla yazılmasına rağmen geçmişte yazılan kitaplar, dini ubudiyet gayesi ile kaleme alınmıştır. Şahsen ben mütefekkir, tetkik ehli Müslüman önderlerin yaptığı gibi hadis ve siret kitaplarında yazılı olanları rastgele almadım. O mütefekkirlerin takip ettiği ilmi tenkit kurallarını dikkate alarak aldım.” (Hayatı Muhammed S. 46, 47) 

Niçin Böyle Yaptım?
Zira bu kitaplarda Nebi (S.A.V) e nispet edilen rivayetler çelişiktir, bu kitapları tetkik eden şunu açıkça görür ki, mucizeler ve diğer hususlarla alakalı olarak bu kitaplara konulan haberler, herhangi bir haklılık payı olmadan sadece zaman farkından  dolayı biri diğerinden fazla veya eksiktir. Konuyla ilgili olarak önce yazılanlar sonrakilerden azdır. Harikulade konularla alakalı olarak önceki kitaplarda varit olanlar, akla  uzaklığı açısından sonra yazılanlardan daha azdır. Yani sonra yazılanlar aklın gereklerine daha uzaktır. Mesela: Bugün siret kitaplarının en eskisi olarak bilinen İbni Hişam da yazılı olanlar, Eb-ü-l- Vefa’da yazılı olanlardan çok azdır, diğer bir tabirle İbni Hişam Eb-ü-l- Vefa’nın yazdıklarından bihaberdir. Keza, Kadı Iyaz’ın ‘Şifa’da yazdıkları, sonraki tarihçilerin yazdıkları da böyledir. Hadis kitaplarında aynen siyer kitapları gibidir; yani öncekilerin metinleri kısa sonrakilerin uzundur.” (Hayatı Muhammed, Heykel Paşa)