İslam’dan önce Araplarda bir aile düzeni vardı. Kadınlar sosyal statüye göre sınıflandırılmış olup belli bir kesimin söz hakkı bulunuyordu. Genel anlamda evlendirilecek olan kızlarla istişare edilerek onayları alındıktan sonra evlendirilirlerdi. Kızların evlenmeleri hususunda annelerin de rolü büyüktü. Efendimiz (s.a.v)in kızı Hz. Zeyneb’in Ebu’l-Asla evlenmesi Hz. Hatice validemiz’in teklifi ile olmuştur. Yine Araplarda nesep erkeğin soyundan devam ettiği gibi, kadının soyundan da devam ederdi.
Araplarda kadınlar sosyal statü olarak üç kısma ayrılırlardı:
1- Hür kadınlar: Eşraftan değilse yemek yapar, elbise diker, çadır tamir eder vb. işler yapardı.
2- Hür eşraftan olanlar: Bunların hizmetçileri olurdu. Evlenmeye kendileri karar verirlerdi. Bu hanımlar boşanma yetkilerini kullanırlar ve başkalarına eman verirlerdi. Ayrıca cahiliye döneminde hür kadınların mülkiyet hakları da vardı.
Hür kadınlar bu gibi sosyal konumları yanında bazı hususlar da hakları kısıtlanmıştır. Kocası ölen bir kadının yakınları isterlerse onun başkasıyla evlenmesine engel olurlardı. Üvey anne, babanın mirası içinde oğla intikal eder, oğul isterse kendi bile onunla evlenebilirdi.
3- Cariyeler: Cariyeler köle olmaları hasebiyle nerde ise insan sınıfından kabul edilmezlerdi. Hürriyetleri olmadığından mülkiyet hakları da yoktu. Hizmetçi olarak çalışırlardı.
Böyle bir anlayışın hakim olduğu toplumda Hz. Peygamber (s.a.v)in aile yaşantısına bir nebze olsun göz atmamız, O’nun getirdiği dinin hak olduğunu ve kendilerinin de ne kadar yüce bir insan olduğunu ortaya koyacaktır.
Hz. Peygamber(s.a.v.)’in aile yaşantısı başlı başına devasa bir konudur. Biz yalnızca bu yazımızda Sevgili Peygamberimizin bir eş, bir aile reisi olarak hanımlarına karşı davranışlarından bazı örnekler sunmaya çalışacağız…
Hz. Peygamber’in aile fertlerine ilgi gösterdiği, onlara değer verdiği bilinen bir husustur. Bu noktada bahsi geçen ilgi ve değerin hangi boyutta olduğu, bir önder ve yol gösterici olarak Hz. Peygamber’in nasıl bir uygulamayı seçtiği, hanımlarına sevgisini nasıl izhar ettiğidir? Resulullah(s.a.v.) örnek modelimiz olduğuna göre, bunları bilmek hayatımızı kolaylaştıracağı gibi hareket alanımızı da genişletecektir…”
Öncelikle hemen ifade edelim ki, “Erkeğin hanımına harcadığı her şey sadakadır…” “Erkek hanımına su bile içirse ecri vardır…” “Sizin en hayırlınız, ehline karşı hayırlı olandır. Ehline karşı en hayırlınız benim…” buyuran Resulü Ekrem’in eşlerine karşı çok müşfik davrandığı, onları koruyup kolladığı, onlara sevgisini izhar ettiği bir gerçektir. Hele hele günümüzde pek çok kadının ve çocuğun mağdur olduğu “dayak” gibi son derece itici olan davranışlara yine Hz. Peygamber(s.a.v.)’in asla prim vermediği de bir gerçektir. Nitekim Hz. Aişe annemizin, Resulullah’ın hayatı boyunca hiçbir kadına ve hiçbir çocuğa elini dahi kaldırmadığına şahadeti son derece önemli bir kayıttır. Hal böyle olunca onun ümmetinin bireyleri olan müminlerin de davranışlarını, hareket tarzlarını yeniden gözden geçirmeleri bir zarurettir. Çünkü ahiret günü hesaba çekildiğimizde kadın bağlamında sınavdan geçememek vardır, Resulullah’ın şefaatinden mahrum kalmak vardır.
Hz. Peygamber(s.a.v.)’in evlilik hayatını incelediğimizde hanımlarına karşı davranışlarında örnek almamız gereken şu hususlara rastlıyoruz:
— Hz. Peygamber her fırsatta hanımına karşı faziletlerini söylerdi…
— Hz. Peygamber eşine sevdiğini ifade ederdi…
— Hz. Peygamber, hanımını bineğine alırdı… Dahası, hanımının deveye binmesine yardımcı olur ve dizine bastırarak bineklerine binmelerine yardımcı olurdu…
Hz. Safiye annemiz anlatıyor: “Resulullah, bir gece yolculuğunda beni devesinin arkasına almıştı. Yolda uyuklamaya başladım. Uyumamı önlemek için bir yandan beni konuşturuyordu, bir taraftan da: Hey! Ey Huyey’in kızı, ey Safiye! Uyuma diyordu…
”
— Hz. Peygamber, kendisine Sahabenin yaptığı yemek davetine hanımının da olması kaydıyla icabet ederdi…
— Hz. Peygamber, sevgisinin bir nişanesi olarak eşinin su içtiği bardağı alarak onun ağzına değdirdiği yerden su içerek sevgisini izhar ederdi…
— Hz. Peygamber, bazen eşiyle yemek yerken onun yediği şeyi onun elinden alarak onun yediği yerden yer ve aralarında ünsiyeti kavileştirirdi.
— Hz. Peygamber yemeğe hanımından önce başlamazdı.
— Hz. Peygamber üzüntülü anlarında eşini teskin eder ve onun üzüntüsünü paylaşırdı. Üzüntüden ağlayan eşinin göz yaşlarını kendi mübarek eliyle silerdi.
— Hz. Peygamber hanımlarıyla sohbet ederdi.
— Hz. Peygamber ev işlerinde hanımına yardım ederdi. Bu noktada “evini süpürür, ayakkabı tamiri, elbise yamaması, elbise temizliği” gibi işleri o da yapardı… Yine bu minvalden olmak üzere “hayvanlara ot verir, deveyi bağlar, koyunun sütünü sağardı”.
— Hz. Peygamber, eşiyle istişare ederdi.
— Hz. Peygamber, çocuk bakımında eşine yardımcı olurdu…
— Hz. Peygamber, çocuk bakımı sırasında onların kirinden tiksinmez, onların yüzlerindeki, burunlarındaki kirleri hemen temizlerdi…
— Hz. Peygamber eşiyle şakalaşırdı. Hz. Peygamber, “vefatından önceki rahatsızlığının başladığı bir gün bile, Hz. Aişe ile şakalaştığını görmekteyiz. O gün Hz. Aişe’nin nöbetiydi. Hz. Peygamber(s.a.v.) kapıdan içeri girdi. Şiddetli bir baş ağrısı çeken Hz. Aişe’nin “Vay başım!” diye baş ağrısından yakındığını görünce, gerçekten büyük bir ıstırap çekmekte olan -ve bazı muhaddislerin ifadesine göre- vefat edeceği kendisine bildirilen Resulü Ekrem (s.a.v.) o esnada bile şaka yaparak buyurdu ki: -Asıl ben vay başım, demeliyim. Sen benden önce ölsen, seni elimle yıkasam, kefene koysam, namazını kıldırsam ve kabre defnetsem olmaz mı? Bunu duyan Hz. Aişe: -Vay başıma gelenler! Vallahi öyle sanıyorum ki, sen gerçekten benim ölmemi istiyorsun. Eğer ben ölürsem, sen o günün akşamı hanımlarından birini çağırırsın deyince, Hz. Peygamber(s.a.v.) tebessüm buyurdu.”
— Hz. Peygamber geceleyin namaz kılmak için kalkerken eşinden izin isterdi.
— Hz. Peygamber eşiyle koşu yarışı yapardı.
Hz. Peygamberin eşleriyle olan davranışları elbette bunlarla sınırlı değil. Eve her girdiğinde “eşini selamlaması, sevgisinin nişanesi olarak onu öpmesi, elini onun omzuna koyması” gibi daha pek çok örnek söz konusudur. Çünkü Hz. Peygamber hanımlarıyla sevgi bağlarını pekiştirecek, yakınlığı artıracak hal ve hareketlere özel bir önem atfetmiştir. Rahmet Peygamberi olarak zaten bu davranışlar ümmetine miras bıraktığı davranışlardır.
Bu nokrada neden hanımlarıyla değil de hanımıyla şeklinde tekil ifade kullanmamızın nedeni ise, Resulullah’ın davranışlarının çoğunlukla Hz. Aişe annemiz olmak üzere, davranış şekillerinin farklı annelerimiz tarafından aktarılmış olmasındandır.
Şu bir hakikattir: “Horlanan, ruhu olup olmadığı tartışılan, fikrine başvurulmayan, hatta eve alınmayan, pişirdiği yemek yenilmeyen, hiçbir söz hakkı olmayan, sadece tatmin vasıtası olarak muamele gören kadını, İslâm dini layık olduğu konuma yükseltmiş ve Hz. Peygamber(s.a.v.)de aile yaşantısı noktasında bunun en mükemmel örneğini ortaya koyarak eşsiz bir misal oluşturmuştur…”
“KAYNAK:
*Geniş bilgi için bkz: Hz. Peygamber ve Aile Hayatı, (İsmail L. Çakan), Ensar Yayınları, İstanbul 1998. Ayrıca bkz. İbrahim Canan, Aile Reisi ve Baba olarak Hz. Peygamber, Rağbet Yayınları, İstanbul 2005.
















