Biraz ironi olacak; ama okuduğum bir
yerde kapitalizmin tarifi şöyle yapılmış. İşte Kap-İt-Alizmin açılımı: Bağımsız birey olarak hayatlarını kazanma
imkânları ellerinden “Kap”ılmış, “İt” gibi çalıştırılan “Ali” ler, Veliler,
Haticeler, Tuğçeler... Kaybedilmiş nesil!
Kavramlara yeni anlamlar yüklense
de adları değişse de insanoğlu var olduğundan beri vardır ve var olmaya da
devam edecektir. Kavramlar özü, içeriği itibari ile tarihler boyunca aynıydı.
Tıpkı kapitalizmde olduğu gibi. Kapitalizm dediğimiz şey eskiden de vardı ama
adı kapitalizm değildi. Öz itibari ile insanın içinde, mal mülk sahibi olma ve
diğer insanlara hükmetme duygusu vardır. Kur’an-ı Kerim’de bu durum şöyle
anlatılmaktadır: “Nefsanî arzulara, (özellikle)
kadınlara, oğullara, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüşe, salma atlara,
sağmal hayvanlara ve ekinlere karşı düşkünlük insanlara çekici kılındı. Bunlar,
dünya hayatının geçici menfaatleridir. Hâlbuki varılacak güzel yer, Allah’ın
katındadır.” (ALİ İMRAN 14.) Kapitalizm, insanın içindeki mal
ve dünya hırsının günümüzdeki adı olmuştur. Bu olgu insanlık tarihi kadar
eskidir. Mesela Anadolu’da bulunan Asurlulara ait tabletlerden Asurlu
tüccarların oldukça yüksek faizle borç verdikleri, borcunu ödeyemeyen yerli
halkın hürlük vasfını kaybederek, köle konumuna düştüğü anlaşılmaktadır.
Sadece günümüzde insanları
yönetmek, onlara hükmetmek, daha fazla servet sahibi olmak isteyenler yöntem
değiştirmişlerdir. Bütün bunları zorla değil, gönüllük esaslarına göre yaparlar.
İnsanlar artık seve seve köle oluyorlar. Dünyayı sömürmek isteyenler insanların
nefsanî yönlerini tahrik ediyorlar. Öyle bir dünya sunuyorlar ki bize, adeta
insanın gözleri kamaşıyor. İnsan bu ortamda özgürce yaşama hakkına sahiptir.
Hiçbir sorumluluğu yoktur. Lüksün sınırları yoktur. Kazandıkça daha fazla
kazanmak, bir şeyi elde ettikçe başka bir şeyler elde etmeye çalışmak, yani
istekte sınır tanımamak. Böylece bizler farkında olmadan onların daha fazla
zenginleşmesine hizmet ediyoruz.
Kapitalizm seküler ve maddecidir.
Ahret yönü yoktur. Kapitalizm benlik ve nefsanî arzuları kışkırtır. Özellikle
günümüz dünyası kapitalizmin kuşatması altındadır. Peki, bunu nasıl başarabilmektedir? Aslında
cevabı çok basit. Çağdaşlık ve modernizm. Çağdaşlık ve modernizm kapitalizmin
sihirli formülüdür.
M. Özel’e göre “Çağdaş insan
tüketerek var olduğunu hisseden bir insandır. (Tüketiyorum, o halde varım!) Ama
bu tüketim insanın gerçek ihtiyacı olan eşyayı değil, insana ihtiyaçmış gibi
benimsetilen nesnelerin tüketilmesidir. Mesela reklamlar size 'bende bir şeyler
eksik' duygusunu vermezse başarılı olamamaktadır. İnsanlar lüks bir kol saati,
pahalı bir cep telefonu, marka bir eşarp sahibi olmadığı zaman kendini yeni bir
çağa girememiş, elit bir toplumun parçası olamamış, aşağılarda kalmış, yarım
kalmış hissetmektedir. Böyle olunca insanlara (harcamak için) hiç bir gelir
düzeyi yetmez hale gelmiştir.”
Akademisyen Mustafa Özel’in
tespitleri oldukça ilginçtir: “Kapitalizmde ihtiyaçlar da, onlara sahip olacak
bireyler de imal edilirler. Yani
ürün ve hizmetlerden önce, ihtiyaç
ve insan
üretilir! Hiçbir büyük şirket, ürünlerinin tercih
edilmesini meçhul tüketicilerin kaprislerine terk edemez. Ürünlerin tasarım
ve imal aşamalarında, onu tüketecek kişileri de ruhen ve zihnen hazırlarlar.”
İnsanları ruhen ve bedenen
hazırlarken de çeşitli araçlar kullanırlar. Kullandıkları en önemli araçlar
televizyon, internet, dergi ve gazetelerdir. Bütün araçları kullanarak
insanları kandırırlar. Dolaysıyla da fiyatları arz talep dengesi değil,
kapitalist ve seküler yaşamın koşulları belirlemeye başlar. Ne yapar kapitalist
düzen marka yaratır. Reklam aracılığı ile oluşturulan marka, moda ve prestij
dürtüsü belirler fiyatları. Bunun için insanlar havadan para vermeye gönüllü
olarak razı olurlar
Ne yaptı kapitalizm? Bütün
insanlığı paranın gücüne inandırıldı. Haşa, insanlığın yeni ilahı para oldu. Günümüzde
en saygın insanlar zengin insanlardır. Bütün dünya buna inandırıldı. O zaman
bizim de saygın ve itibarlı birisi olmamız içinde zengin olmamız gerekmektedir.
Ama nasıl? Çözüm kolay hiçbir kural yok, nasıl zengin olursan ol. Her yol
mubahtır. Çal, çırp, vur, kır, parçala ama
açıma. Bencilikte sınır tanıma. Diğer insanları düşünme. İçine düştükleri
durumdan dolayı vicdan azabı çekme. Çünkü onlar senin en büyük rakibindir. Bu
oyunun tek kuralı var oda kuralsızlık. Adalet arama. Hayatta senin temel
felsefen bu olmalıdır. Adaletsiz ve acımasız olmak. Bütün bu özellikler modern ve çağdaş insanın
özellikleri olmuştur. Böyle olunca da kapitalizm insanlığı çok vahim noktalara
ulaştırmıştır.
Yılda 20 milyon çocuk açlıktan
ölüyor. Dünyada 600 milyon obez, 1,4 milyar aç insan var. Yerküre teknoloji çöplüğüne
dönüştü, ekolojik denge alt üst oldu. Dünya nüfusunun %1 dünya kaynaklarının ve
zenginliklerinin %50 sine sahip. Afrika kıtasından yıllık 85 milyon dolarlık
pırlanta çıkıyor. Oysa bu rakam açlıkla mücadelenin çok önemli bir kısmı
karşılıyor.
Bütün bunlar daha vahimi ise
insanlık iflas etmiştir. İnsanlar açlık içinde yaşarken bizler giydiğimiz bir
elbiseyi ikinci defa giymiyoruz. Komşumuza bir tabak yemek vermeyi zarar olarak
düşünürken futbol maçları için milyonlarca lira para harcayabiliyoruz. Aslında
sayılacak o kadar çok şeyler var ki anlatmaya dilim varmıyor. Hele şunu
duyduğumda bir kere daha insanlığımdan utandım. Batı dünyasından yılda 3,5
milyon kişi uzak doğuya seks amaçlı geziler düzenliyor ve bu kişiler çocuklarla
ilişkiye giriyorlar. Aslına bakılacak olursa bu durum gayet normal. İnsanlar
zenginleşince, mal mülk sahibi olunca yani insan rahata erince, ilk gelişen
duygusu kadınlara düşkün olmaktadır. Sonra hâşâ kendini ilah gibi görmeye
başlar ve insanlara istedikleri gibi hükmedebileceklerine inanırlar.
Kapitalizm insanoğluna en büyük
zararı mutluğu, huzuru dışarılarda aramakta gösterdi ve maalesef bu dünyanın
sonu demektir. Oysa huzur, mutluluk dışarıda yani malda, mülkte, makam ve
mevkide, şanda, şöhrette değil içerdedir. Kendimizde aramalıyız. Çok kazanmak,
elde etmek, başarmak bunun içinde azimli olmak insanoğlu bütün bu saçmalıklara
inandırıldı. Sonuç odaklı yaşamaya başladık. Peki, sonuçta başarılı olamazsak
ne olacak? Hayal kırıklığı, umutsuzluk. Kendini mutlu hissetmeyen milyarca
birey. İşte insanlığın geldiği nokta.
İnsanlığın bu çıkmazdan
kurtarmasının tek yolu da İslamiyet’tir. İslam'ın beş toplumsal hedefi vardı.
Bunlar; hayatın, dinin, aklın, malın ve neslin korunmasıdır. Kapitalist
zihniyet bu saydıklarımıza acımasızca saldırır. Onları yok etmeye çalışır.
Onları yok etmeli ki kendisi hayat bulabilmelidir. Bunu da İslamiyet’e direk
saldırarak değil de Müslümanların zihinlerini bulandırarak yapıyor. Modernizm
ve çağdaşlık saçmalıklarını kullanarak Müslümanları kendi içine çekmeye
çalışıyor. Seyyid Kutup, İslam’ı cama,
komünizm ve kapitalizmi de granite benzeterek İslam’ın hangisine çarparsa
kırılacağını belirtmiştir.
İslam’da mülk olumlu bir
kavramdır. Veren el alan elden üstündür. Kapitalizm başkalarını sömürü üzerine
kurulur. Oysa İslamiyet sosyal adalete vurgu yapar. İslamiyet özel mülkiyeti
güvence altına almıştır. Kimsenin malına zorla el konulamaz. İslamiyet
insanların mal mülk sahibi olmalarını yasaklamaz. Servet sahibi olmanın
kurallarını koymuştur. Kapitalizm felsefesinde olduğu gibi mal kazanmanın
yolları kuralsız değildir. Mesela sanş oyunlarını yasaklamıştır. Kumarı, zinayı
yasaklamıştır. Faizi haram kılmıştır. Tefeciliği, karaborsacılığı
yasaklamıştır. Başkasının haklarını gasp etmeyi yasaklamıştır. Hakka, hukuka,
adalete kesinlikle riayet edilecektir. Öyle ki bir tüccar terazisinin gözündeki
silmediği tostan dahi ahrette sorumludur. İslamiyet ticarette mal satarken
yemin etmeyi hoş karşılamamış hatta yalansa kesinlikle yasaklamıştır.
Müslümanlar kazanmalı, giyinmeli,
yemeli, en güzel yerlerde oturmalı bunlara kesinlikle karşı değilim. Ama
Müslüman kimliği ile bir farkı olmalıdır. Sosyal sorumluluk sahibi olmalı,
içinde yaşadığı topluma, Müslüman dünyasına, hepsinden ötesi insanlık dünyasına
karşı sorumlu olmalıdır. Mal mülk amaç değil araç olmalıdır. Mülk Allah’ındır,
servet bize emanet olarak verilmiştir. Servet Allah yolunda harcanmalıdır. (Bu paralar) cehennem ateşinde kızdırılıp bunlarla onların alınları,
yanları ve sırtları dağlanacağı gün (onlara denilir ki): "İşte bu kendiniz
için biriktirdiğiniz servettir. Artık yığmakta olduğunuz şeylerin (azabını)
tadın!" (TEVBE 35.)
















