Takdir’e Rıza

e-Posta Yazdır PDF
Mus’ab bin Sa’d (r.a), babasının
“Rasulullah (s.a.v)’in Allah’a sığındığı
keyfiyetlerden siz de Allah’a
sığınınız!” dediğini ve Efendimiz
(s.a.v)’den şu duayı rivayet ettiğini
söylemektedir:
“Allah’ım! Korkaklıktan
sana sığınırım. Cimrilikten sana
sığınırım. Başkalarına yük olacak
derecede ihtiyarlamaktan
sana sığınırım. Dünya musibetinden
sana sığınırım, kabir azabından
sana sığınırım.”
Hz. Peygamber (s.a.v) Efendimiz,
kendisini Hak Teâlâ’dan koparan
şeylerden Allah’a sığınırdı.
Muhakkak ki korkaklık, Hak sözünü
söylemekten alıkoyar. Cimrilik,
Hakk’ı talep etmeyi engeller.
Ömrün bunaklık zamanı, insanı
Hak yolunda gayret etmekten
uzaklaştırır. Dünya fitnesi, Hak’la
kul arasındaki irtibatı koparır. Kabir
azabı ise işte bütün bunların sonucudur.
Allah korusun!
Hz. Peygamber (s.a.v)’in bu
sığınmasının içerisinde, korkaklık
ve cimrilikten kurtulmak için gayret
göstermeye ve Allah’tan başka her
şeyden uzaklaşmaya teşvik vardır.
Âriflerden arzusu da budur.
Ey iyileri ıslah eden, ey senden
korkanların dostu, ey cemâline
hayran olanların delili, ey âriflerin
can yoldaşı, ey merhametlilerin en
merhametlisi olan Rabbimiz! Bizi
sevdiklerinden ve râzı olduklarından
eyle.
Ey oğul!
Bil ki kul, Allah’ın hükmettiği
şeyler üzerinde hâkim, emir ve takdir
ettiği şeyleri bilen ve onlara güç
yetiren olduğunu ve Allah’ın sevdiği
ve nefret ettiği şeyleri bilmediğini
anladığı zaman, Hakk’ın hikmetine
ve kaderine razı olur.
Rıza her şeye hâkim olan Allah’a
teslim olarak, kendi ihtiyarını
terk etmek ve kalbin huzur bulmasıdır.
Hakk’ın hükmüne ve takdirine
razı olmak kadar nefse ağır gelen
bir şey yoktur. Çünkü takdire razı
olma, nefsin ve arzuların hoşuna
giden şeylerin zıddınadır. Ne mutlu
Allah’ın rızasını, nefsinin rızasına
tercih eden kimseye!
Musa (a.s)’ın, bir münacatında
şöyle söylediği rivayet edilmiştir:
“İlahî! Daha önce hiçbir beşerle
konuşmamışken, konuşmak
için beni seçtin. Senin rızanı
kazandıracak ameli bana göster”.
Bunun üzerine Allah Teâlâ
şöyle vahyetti: “Ey Musa! Benim
senden razı olmam, senin benim
takdirime razı olmanla mümkündür”.
Dârânî (r.a) rıza hakkında der
ki:
“Bir parçacık da olsa rızadan
nasip almak dilerim. İşte bu yüzden,
Hak Teâlâ beni ateşe atsa
dahi buna razı olurum. Rıza hususunda,
insanların en üstünü irfân
sahipleridir. Rıza, Allah’ın en yüce
ve şerefli kapısıdır”.
Seyyid Ahmed er Rufai Hazretlerinden
Takdir’e Rıza
65
Bir kitapta rivayet edildiğine
göre, Cebrail (a.s) bir gün yeryüzüne
indiğinde üzerinde sekinet
hâli olan bir adam görünce; “Ya
Rabbi, ne kadar güzel bir adam!”
der. Allah Teâlâ, “Ey Cebrail,
levh-i mahfuza bir bak! Onun ismini
cehennemliklerin arasında
göreceksin” diye buyurur. Bunun
üzerine Cebrail (a.s) bunun sebebini
sorar. Allah, “Benim yaptıklarımdan
hesap sorulmaz!
Kullarım hakkındaki bilgiyi ancak
dilediğime veririm” diye buyurur.
Cebrail (a.s) gördüklerini o
adama bildirmek için, Allah’tan
izin isteyince Allah ona izin verir.
Cebrail (a.s) hemen yeryüzüne
inerek, adama durumu bildirir.
Bunun üzerine adam, secdeye
kapanarak şöyle yalvarır: “Ey
Mevlâm! Senin hükmüne ve takdirine
hamd olsun. Bütün hamd
edenlerin hamdlerinin en yücesiyle
sana hamd ederim. Bütün
şükredenlerin şükürlerinin en ziyadesiyle
sana şükrederim.
Adamın bu şükrü karşısında,
Cebrail (a.s) söylediği şeyi,
adamın duymadığını zanneder.
Adama “Ey Allah’ın kulu! Sen
benim ne söylediğimi duymuyor
musun?” diye sorunca adam,
“Tamam anladım, sen bana ismimin
levh-i mahfuzda kayıtlı olan
cehennemliklerin isimleri arasında
bulunduğunu bildirdin” deyince,
Cebrail (a.s) şaşırarak,
adama neden hamd ve şükrettiğini
sorar. Adam, “Hayret doğrusu!
Allah, bütün ilminin,
rahmetinin, hilminin, Rabbanî inceliklerinin
ve hikmetinin hakikatlerini
kemâliyle bir şeyi
emredecek ve ben de O’ndan
razı olmayacağım! Allah korusun!”
diyerek tekrar secdeye kapanır,
Allah’ı tesbih ve O’na hamd etmeye
başlar. Bu manzara
karşısında Cebrail (a.s) Allah’ın katına
geri döner. Allah; “Levh-i mahfuza
tekrar bir bak, ne göreceksin?”
diye buyurunca, Cebrail (a.s) o
adamın ismini cennetliklerin isimleri
arasında gördü. Bunun üzerine
Allah, “Ey Cebrail, gördüğün üzere
benim yaptıklarımdan hesap sorulmaz”
buyurur. Cebrail (a.s) yine
olanı biteni adama haber vermek
için Allah’tan izin alır ve adamın yanına
gider. Ona gördüklerini anlatınca
adam şöyle diyerek şükreder:
“Ey Mevlâm ve sahibim!
Senin hükmüne ve takdirine hamd
olsun. Bütün hamd edenlerin
hamdlerinin en yücesiyle sana
hamd ederim. Bütün şükredenlerin
şükürlerinin en ziyadesiyle sana
şükrederim”.
Cebrail (a.s) adamın Hakk’a
ve O’nun hükmüne rızasının derecesine
hayret ederek makâmına
geri döner.
Allah, peygamberlerinden birine,
falanca adama giderek, kendisinin
cehennemliklerden
olduğunu bildirmesini buyurur. Peygamber,
bu mesajı adama ulaştırdığı
vakit adam şöyle diyerek
Allah’a hamd eder: “Allah’ın takdirine
hamd olsun. O’nun emri,
başım üstüne! Hükmü karşısında
boynum kıldan incedir”. Bunun
üzerine Allah Teâlâ peygamberine,
ikinci kez adamın yanına varıp takdirine
razı olması sebebiyle onu affettiğini
kendisine haber vermesini
ister. Af fermanıi adama ulaşınca,
iç çekerek yere yığılır ve ruhunu
teslim eder