Ramazan ayı geldi. Gönüller bayrama erdi. Rabbimize sonsuz şükürler olsun ki bizleri tekraren bu mübarek “Kur’an ve oruç” ayına yetiştirdi. Ramazanın gelişiyle birlikte evlerde, sokaklarda, caddelerde ayrı bir hava esmeye başlıyor. Bu hava binlerce yıldır müminlerin üzerine esen ramazan iklimidir. Bu iklim, suçluların bile suç işlemekten geri kaldığı ve bizlere “kimliğimizi” hatırlatan bizim iklimimizdir. Dirilişimizdir bu atmosfer bizlerin… Nerede durduğumuzun, neler yaptığımızın muhasebe zamanlarıdır ramazan ayı…İşte bu muhasebeyle dönüp baktığımızda “acaba ramazan ayı bizlerin elinde gaye ve maksadından başka mecralara mı kayıyor” endişesi çekmemek elde değil. Mesela; ramazan sofraları bir gösteri, bir nümayişe mi dönüyor? Açlık, açların halinden anlama, ibadet ve tefekkürün derinliğiyle bir ay boyunca nefsin boynunu kırma ayı olan ramazan ayı, bizlerin uygulamalarıyla “şölen ve tiyatro” ayına mı çevriliyor? Belediyelerin bu ayda yaptıkları programlar işi biraz çığırından çıkarmışa benziyor. Ramazan ayının içe dönüklüğü, derunîliği gösteri ve nümayişlerle aslı mecrasından saptırılarak ramazan ayı “bir eğlence” ayına dönüştürülüyor. Bu tehlikeye dikkat çekmek istiyoruz. Tüketim toplumu her şeyi tükettiği gibi ramazan ayını da bitiriyor. Buna izin vermemeliyiz. Ramazan ayı bir iç muhasebe, bir bilinçlenme ayıdır. Eğlence ve nümayiş ayı değildir.
İftar sofralarına oturduğumuzda zulüm altında inleyen mazlum dindaşlarımızın derdiyle dertlenmeliyiz. Esaret ve zulmün altında inleyen Filistinli, Doğu Türkistanlı, Çeçenistanlı vs. kardeşlerimizin durumunu sofralarımıza taşıyarak “kardeşlik” bilincini pekiştirmeliyiz. Cismimiz evimizde, yüreğimiz Filistin’de olmalı. Kundakta kurşunlanan evlatlarımızın acısıyla, zindanlarda oruç tutan kardeşlerimizin gözyaşıyla “kendimize” dönüp bakmalıyız.
Yıllardır rahat yataklarımızda geçirdiğimiz vakitleri Filistin’e taşımalıyız. Yüreğimiz nereye düşüyor? Derdimiz ne? Her gün dünyanın gözü önünde öldürülen kardeşlerimizin acısını yüreğimizde tutmalıyız oruç gibi. Yok edilen, öldürülen medeniyetimizi ayakta tutabilmek için oruç tutmalıyız.
İşte bu duygularla tam da ramazan ayında “zulüm ve zalim dosyasıyla, oruç yazıları” bir araya geldi. İyide oldu. Ramazan ayı ümmet bilincinin daha yoğun yaşanması gereken bir aydır. Bizde katkımız olsun diye konumuzu “zulüm”e ayırdık beğeneceğinizi umarız.
Tam üç yıl oldu derginiz Burhan sizlerle birlikte. 2005 Yılının ramazan ayında başlayan yolculuğumuz dualarınız ve katkılarınızla devam ediyor. Bu duygularla hem yazarlarımıza hem de siz değerli okurlarımıza teşekkür ederiz. Ramazanı şerif ayımız hayırlara vesile olsun…
















