Neler oluyor neler. Seçimler oluyor, ortam geriliyor, ülkede
tartışmaların ardı arkası kesilmiyor. Gündem o kadar hızlı
değişiyor ve gelişiyor ki insan adeta bu gündemin içerisinde
boğuluyor. İnsan zihni bu hızlı değişime güç yetiremiyor.
Bunca akıntının içinde asli görevler “gündem dışı” kalıyor.
Şüphesiz bu asli görevlerin başında namaz geliyor.
Ne oluyor, nasıl oluyorsa bilinmez ama namaz inanan insanlar
tarafından rafa kaldırılıyor. Hayatın vaz geçilmezi olan
namaz en küçük sebeplerle göz ardı ediliyor. Bir türlü
hayatın merkezine “kıbleyi ve namazı” yerleştirip namaz
merkezli bir hayata ulaşamıyoruz. Hayatı namaza göre
düzenlememiz gerekirken namazı hayata göre düzenliyoruz.
Eğer işten güçten zaman bulabilirsek namaza vakit ayırabiliyoruz.
Namaz imandır. Namaz kulluğun zirvesidir. Namaz kul olduğunun
bilincine varmaktır. Bütün her şeyi ile namaz bizi şekillendirir.
Sığınağımızdır namaz. Her sıkıntıdan, stresten, kederden sevince
dönüştür namaz. Bu dünyanın tüm çirkefliğine rağmen bu dünyada bir
cennet varsa o da namazdır. Kulun Allah’a en yakın olduğu yerdir
namaz. Ruhun asli vatanına dönüşüdür namaz. Namaz miraçtır. Namaz
kişiliğimizin tespitidir. Ayıraçtır. Kimlik ve kişiliğin nasıl
olduğunun ilanıdır. Artık en dindar ailelerde bile namazla arasına
mesafe koyanlar var. Mescidler kendisine çok uzak olanlar var.
Cemaat ile namazın ne olduğunu unutanlar var. Kişi kendisini nasıl
tanıtırsa tanıtsın biz onun kimliğini, kişiliğini namazla olan
ilgisiyle tanır biliriz. Unutulan ve fert ve toplum olarak adeta
bir kenara attığımız namazı gündeme alabilmek için bu ayın konusunu
namaza ayırdık. Birbirinden güzel yazılarla sizi baş başa bırakmadan
önce dergimizin abone kampanyası ile ilgili bir şeyler söylemek
istiyorum. Dergimiz bu ay En Nedvî ekolünün iki büyük âlim- mürşidinin
Seyyid Ahmed er Rufai hazretleri ile ilgili yazdığı eserini sizlere
hediye edecektir. Bu eser Rufai hazretleri ile ilgili yazılmış bizim
bildiğimiz “akademik seviyede” en ciddi eserdir.
Rufai hazretlerinin hayatını, hayatı, nesebi, kerametleri, eserleri
vs. gibi temel başlıklar altında inceleyen bu esere Ebu-l Hasan en
Nedvi hazretleri de bir takdim yazısı yazmıştır. Bizler bu eseri
tercüme ettirip dilimize kazandırdık. Büyük bir emek verildi.
İnanıyoruz ki bu eser ülkemizde büyük bir boşluğu dolduracaktır.
Bir aksilik çıkmazsa inşallah eserin dağıtımına ocak ayı sonunda
veya şubat ayı ortalarında başlayacağız. Siz değerli okurlarımızdan
ricamız bu eserle birlikte dergimizi çok sayıda insana, aileye
ulaştırmak için çaba göstermek. Bizler üzerimize düşeni en iyi
şekilde yapmaya çalışıyoruz. Lütfen sizlerde bu konuda “bir tane
aboneden ne olur ki” demeden bir kişide olsa abone yapıp bu sesin,
bu soluğun duyurulmasına katkı sağlayınız.Her gönüldaşımızdan
beklentimiz bizleri bu konuda yalnız bırakmamak ve bu güne kadar
olduğu gibi bundan sonra da dergimize sahip çıkmaktır. Daha güzel
Burhan’larda buluşabilmek dileği ile Allah’a emanet olunuz.
















