Editörden - Ağustos

e-Posta Yazdır PDF

O kadar basit ki bir insanın ayaklarının kayması tahmin bile
edemezsiniz. Kendini beğenme belasına düşme, “ben” pazarlama,
“ben”den âlâsı mı var narsistliğine bürünme… Kısaca şu “ben” olayı
ayaklarımızın kaymasına yetip artıyor günümüzde… O “ben”in
yüzünden bizden önceki muazzam bir geçmiş siliniyor, o “ben”in
yüzünden ayaklar kayıyor kaymakla kalmayıp başkalarının da
ayaklarının kaymasına sebep olunuyor. “Ben böyle düşünüyorum”
zavallılığı kendinden önceki sünneti ve muazzam bir sistem olan
rivayeti (isnad) bir anda yok sayıyor. Böylece o kişi ıssız çölde kendi
hevasının, arzularının kulu olarak yapayalnız kalıyor.
Zamanımızda her şey birbirine karışmış durumda. Mesele “din”
olunca apayrı bir önem kazanmakta. Dinimizi kimden nasıl
öğreneceğimiz sorusunun cevabını çok iyi bilmeliyiz. Kendisinden
başkasını göremeyen, “ben” duygusu tavan yapmış, nebevî ahlakın
zerresinden nasiplenmemiş, kendisinden önceki ulemaya arsızca dil
uzatmayı “özgürlük” sayan, her şeyin en iyisini kendisinin bildiğini
zanneden ekran “ulu a’ma”larına çok dikkat etmeliyiz.
Kimin ne dediği çok önemli. Bu din bizlere gelene dek bizden
öncekiler çok büyük meşakkatlere katlandılar. Allah’a hamd olsun ki
“Ehl-i sünnet yolu” bizden öncekilerin çaba ve gayretleriyle bize kadar
ulaştı. Şimdi günümüzde bir insanın akidesinin ve Ehl-i sünnete
bakışının nasıl olduğunun cevabını onun şu konulardaki inancına
bakarak öğrenebiliyoruz: İman esaslarının yanında kabir azabı
konusunda ne diyor, kadere iman konusunda ne diyor, hayızlı
kadınların oruç tutması konusunda ne diyor, nüzulü İsa konusunda ne
diyor, hadis, sünnet, icma konusunda ne diyor, bizden önce yaşamış
olan ehl-i sünnet alimleri hakkında ne diyor, “Sabır ve namaz ile
Allah'tan yardım isteyin. Elbette bu, huşu sahiplerinden
başkasına ağır gelir.” (el-Bakara;45) âyetini, “Direnerek ve dik durarak
yardım isteyin. Ancak bu, Allah'a saygı duyanlardan başkasına ağır
gelir.” misalinde olduğu gibi ayet-i kerimeleri “hevasına” göre
yorumlama konusunda ne diyor?
Dikkat edilirse verdiğimiz örnekler hakikaten insanı tehlikeye
götüren örnekler. Öyleyse kimi okuduğumuzu, kimi dinlediğimizi, kimin
takipçisi olduğumuzu çok iyi bilmeliyiz. Her dinden bahseden,
ekranlarda tefsir yaptığını zanneden, güzel ve süslü şairane konuşanı
gördüğümüzde kanmamalıyız. Ehl-i sünnet inancını çok iyi öğrenmeli,
uyanık olmalı ve bu inanca sıkı sıkıya bağlı kalmalıyız. Ehl-i sünnet
çizgisinden zerrece şaşan kim olursa olsun, “adı, sanı, unvanı ne
olursa olsun” asla itibar etmemeliyiz. Kurtuluşumuz ehl-i sünnet
çizgisinde sebat etmekle mümkündür. Ehl-i sünnet çizgisinin takipçisi
olan her türlü yayını mümkün mertebe takip etmeli ve desteklemeliyiz.
Dolu dolu bir “Burhan” dergisiyle yine sizlerleyiz. Beğeneceğinizi
umuyoruz. Daha güzel “Burhan”larda buluşmak dileğiyle Allah’a
emanet olunuz.