Editörden - Ağustos 2008

e-Posta Yazdır PDF

           

           Hep erteleriz ya da bekleriz bir şeyler olsunda istediğimiz şekilde islamî bir hayata sıkı sıkıya sarılalım diye… Gününü bekleriz yanılgılar içerisinde… Aslında yaşadığımız her gün bize tanınan sermayenin son fırsatıdır. Geçen yıldan bu güne aramızdan ayrılan eşimizi dostumuzu düşününce ne kadarda şanslı olduğumuzu anlıyoruz.  Arınma mevsimi, ruhlarımızın ibadetlerle adeta bayram edeceği bizim iklimimiz: üç aylar. Bu zamanlar uyanma, dirilme ve kendimizi muhasebeye alma zamanlarıdır. Şimdi değilse ne zaman?

           

 

            “İman edenler için, ALLAH’ın zikri ve kendilerine inen hakikat sebebiyle kalplerinin ürpereceği, saygıyla yumuşama zamanı daha gelmedi mi? Onlar, daha önce kendilerine kitap verilen, üzerlerinden uzun zaman geçtiği için kalpleri katılaşan kimseler gibi olmasınlar. Onlardan birçoğu fasık, yoldan çıkmış kimselerdir.” ( Hadid Sûresi:16)

            “Ey İnsanlar! Sanki ölüm bizden başkası için yaratıldı. Sanki o konuda ki hakikat bizden başkası için vâcip oldu. Sanki uğurlanan ölüler yakın bir gelecekte bize geri dönecekler. Onları kabirlerine indiririz ve sanki bizler onlardan sonra ebedi olarak yaşayacakmışız gibi miraslarını yeriz. Bize öğüt veren her şeyi unuttuk. Kendimizi her felaketten emin gördük. Kendi ayıpları, başkalarının ayıplarını görmeye fırsat vermeyen kimseye ne mutlu! Günah olmayan bir yoldan kazandığı maldan Allah yolunda harcayana, ilim ve hikmet ehliyle düşüp kalkana ve mütevazı, fakir kimselerle beraber bulunanlara ne mutlu! (Nefsini) arındıran, ahlakı güzel, gidişatı temiz olan ve şerrini insanlardan uzak tutan kimseye ne mutlu! Malının fazlasını Allah için verene, sözünün lüzumsuzunu tutup söylemeyene, sünnetin (sınırları) kendisine kâfi gelene ve bidate heves etmeyene ne mutlu!” (Subh’l-aşâ,1/213)

            Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz nasihat ettiği bir şahsa şöyle buyurmuştur:

            “Beş şey gelmeden evvel beş şeyi ganimet bil:
            1- İhtiyarlamadan evvel, aciz ve düşkün duruma düşmeden önce, gençliğinin kıymetini bil. Oyun ve eğlence gibi sonu hüsran olan şeylerle geçirme.
            2- Hasta olmadan evvel sıhhatinin kıymetini bil. Din ve dünyana yararlı hizmetler yap.
            3- Fakir düşmeden evvel zenginliğinin kıymetini bil. Zenginliğini ekonomik olarak kullan. Malını ve servetini lüzumsuz yere tüketme, tutumlu ol, cimri de olma.
            4- İşin gücün artmadan evvel boş vakitlerinin kıymetini bil. Boş vakitlerini değerlendir. Tembel tembel oturma, yararlı hizmetler yap.
            5- Ölüm gelmeden evvel hayatının kıymetini bil. Düzenli ve tertipli olarak hem dünyan için ve hem de ahiretin için çalış. Hiç ölmeyecek gibi dünya işlerini yap, yarın ölecekmiş gibi ahiret hazırlığı yap. Yani, her ikisi için muvazeneli çalış.” ( Hâkim, Müstedrek, 4/306)

            Bu mübarek zamanları en iyi şekilde değerlendirmek, üzerimize düşen vazifeleri en iyi şekilde yerine getirmek ve Rabbimizin istediği bir hayat sürmemiz dileğiyle Allah’a emanet olunuz.