Allah’a Ve Resulune İtaat

e-Posta Yazdır PDF

Peygamberlerin gönderiliş gayelerinin en önemlilerinden biri de onların hem bireylere hem de toplumlara güzel birer örnek olmalarıdır. Bu bağlamda Hz. Peygamber de gerek sözleriyle ve gerekse fiilleriyle ümmetine örnek olmuş onların yaşadığı toplumlarda örnek insan olmalarını Allah’ın emirlerine ve kendisinin sünnetine bağlılıkla kayıtlamıştır. Bu nedenle Hz. Peygamber (s.a.v)'i örnek almak, evvelemirde Allah'ın emridir. Zira Kur’an-ı Kerim'de birçok ayette Hz. Peygamber'e itaat ile Allah'a itaat eş tutulmuştur. Sorunların çözüm merkezi olarak önce Kur’an sonra Hz. Peygamber gösterilmiştir. Onun emir ve yasaklarına uymamanın, onun verdiği bir hükme aykırı davranmanın cezasının da cehennem olduğu belirtilmiştir.

   Yüce Allah, bir ayette "Rasule itaat eden Allah 'a itaat etmiş olur." (Nisa, 4/80) buyurarak, Peygambere itaat edenin Allah'a itaat etmiş olacağını vurgulamakta; bir diğer ayette ise "De ki: Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın.” (Al-i İmran, 3/31) buyurarak Allah'ın sevgisine, rahmetine ve affına ulaşabilmek için, Hz. Peygamber (s.a.v)'e tabi olmanın gerekliliğini emretmektedir. Bunun yolu da Hz. Peygamberin sünnetine uymaktan geçmektedir. Hz. Peygambere itaat Allah’a itaat ile denk tutuldu gibi onun emirlerine uymamak, ona karşı gelmek de Allah’a ve onun emirlerine isyan ile denk tutulmuştur. Nitekim ayet-i kerimede "Peygamberin emrine aykırı hareket edenler, başlarına büyük bir felaket gelmesinden veya kendilerine çok acıklı bir azabın isabet etmesinden sakınsınlar”(Nur, 24/63) buyrulmaktadır. Yine başka bir ayette Yüce Allah "Kim kendisine doğru yol belli olduktan sonra Peygambere karşı çıkar, inanların yolundan başka bir yola giderse, onu o yolda yapayalnız bırakırız ve onu cehenneme sokarız! Cehennem ne kötü bir yerdir.”(Nisa, 4/115) buyurarak Peygambere karşı gelmenin sonuçlarının ne denli ağır olacağını açıkça ortaya koymaktadır.

   İlgili ayetlerin tümüne bütüncül bakıldığında Kur’an’ın ilk önce Allah’a sonra Peygambere itaat edilmesi gereğine vurgu yapmakta ve karşılaşılan her sorunda önce Allah’a (Kur’an’a) sonra Peygambere (Sünnete) müracaat edilmesini ön görmektedir. Bu hususta Kur’ani hiyerarşiye ve onun hükümlerine uymayı da imanın gereği saymaktadır. Zira bir ayette "Rabbin adına yemin olsun ki, onlar, aralarında ihtilaf ettikleri şeylerde seni hakem kılmadıkça, sonra da içlerinde hiçbir sıkıntı duymadan senin verdiğin hükme tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe asla iman etmiş olmazlar."(Nisa, 4/65) buyurmaktadır. Bir başka ayette ise “Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygambere ve sizden olan idarecilere de itaat edin. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz onu Allah’a ve Resulüne götürün (onların talimatına göre halledin); bu hem hayırlı hem de netice bakımından daha güzeldir.” (Nisa, 4/59)

   Bu ve benzeri ayetler beraber düşünüldüğünde, Allah’ın kullarına bu çağrıyı yapmasının temelinde onların dünya ve ahiret saadetlerinin yattığı görülecektir. Bu saadet/mutluluk ise ayetlerde geçen birtakım emirlere bağlanmaktadır. Bunlar;

   1.Allah’a, Peygamberine ve inananlardan olan idarecilere itaat

   2. İhtilaf edilen ve anlaşmazlığa düşülen konuları Allah’ın kitabı olan Kur’an’a ve Hz. Peygamberin söz, fiil ve takrirleri olan sünnetine götürmektir.

   3. Gerek Kur’an’ın ve gerekse Hz. Peygamberin verdiği hükümlerle alakalı herhangi bir sıkıntı duymamak ve teslim olmak
   Allah’a itaat etmek, onun emirlerini yerine getirip yasaklarını terk etmektir. Yerine getirilmesi gereken emirler, vacip, mendup, müstehap olabileceği gibi haram ve mekruh gibi yasaklar da olur. Yapılması istenen emir ile yapılmaması istenen emir arasında hüküm açısından hiçbir fark yoktur. Yüce Allah bir şeyi emrederken veya yasaklarken, kulunun menfaatini, saadetini, zarar ve ziyana uğramamasını düşünür. Çünkü Yüce Allah kendisine inanan kullarının hem rabbi hem de dostudur. Kulunun menfaatini düşünmesi de onlara ihtiyaç duyduğundan değildir. Dolayısıyla Yüce Allah, ancak kullarının faydasına olan şeyleri emreder, dünyada ve ahrette zarara sokan şeyleri yasaklar. Kulun Allah’a itaat etmesi için emir ve yasaklarını çok iyi bilmesi gerekir. Zira bunları bilmeden itaat olmaz.
   Peygambere itaat, Allah’a itaatta olduğu gibi onun emir ve yasaklarını bilmek ve yapmakla olur. Her ne kadar Peygamberin emir ve yasakları Kur’an’dan hareketle söylenmişse de, Yüce Allah bunlardan bağımsız olarak ona itaat etmeyi emretmektedir. Ayetteki “Allah ve Resulüne itaat edin” emir buna açıkça ortaya koymaktadır. Yüce Allah ümmetin, Hz. Peygamber açıklamadan önce Kur’an’ın bildirdiği hükümleri anlamada zorluk çekeceklerini bildiği için Peygambere itaati çeşitli ayetlerde tekrar ediyor. Mesela bir ayette Hz. Peygamberin Kur’an’ın açıklayıcısı olduğunu “İnsanlara kendilerine indirileni açıklaman için ona da bu Kur’an’ı indirdik” (Nahl, 16/44) sözleriyle belirtmektedir Yüce Allah. Burada muhatap Hz. Peygamberdir. Bir hadis-i şerifte ise Hz. Peygamber “Kim bana itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur. Kim bana isyan ederse Allah’a isyan etmiş olur.” (Müslim, İmare, 32) buyurmaktadır. Bir diğer hadiste ise "Bütün ümmetim cennete girecektir, ancak yüz çevirenler müstesna! Sahabe dedi ki:

   -Ey Allah'ın Rasulü yüz çeviren kimdir? Hz. Peygamber şöyle cevap verdi:

   -Kim bana itaat ederse cennete girer. Bana isyan edene gelince o, yüz çevirmiştir." (Buhari, İ’tisam, 2) buyurdu.

   Dolayısıyla Allah’a ve Resulüne itaat hususunda şu kurani tavsiyelere dikkat etmemiz gerekmektedir:

   1.Her konuda her anlaşmazlıkta Allah’ın ve Rasulullah'ın hakemliğine başvurmak.

   2.Onların verdiği hükümlerden dolayı zerre miktarı sıkıntı ve rahatsızlık duymamak.

   3.Tam bir teslimiyetle bu hükümlere boyun eğmek. Zira onlara boyun eğmek imanın gereğidir.

   4. İnsanlar arasında O'nun dini olan İslam'ı yaymak, tevhid bayrağını yükseltmek ve Yüce Allah'ın kesinlikle izin vermediği putperestliği ortadan kaldırmak.

   Bu emirleri ve tavsiyeleri yerine getirmek ise Allah’ın emirlerine ve Peygamberin sünnetine uymakla, onun ahlakı ile ahlaklanmakla mümkün olacaktır. Çünkü Hz. Peygamber "Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim" buyurmaktadır. (Tirmizi, Hüsnu’l-Huluk, 8)

   Dolayısıyla şunu unutmamak gerekir. Kendisinden asırlar sonra gelmiş inananlar olarak hiçbirimiz onun ortaya koyduğu ilke ve prensiplerden başka yöntemlere uyma ruhsatına sahip değiliz.  O’nun belirlediği hayat tarzından ve bu hayat tarzının verdiği mesajlardan başka bir takım arayışlara girme hakkına sahip değiliz. Dünyada şeref ve izzetle yaşamak, dünya ve ahiret saadetini elde etmek için; O’na itaat etmekten başka bir yol yoktur. “Bu Peygambere inanan, hürmet eden, yardım eden, onunla gönderilen nura (Kur’an’a) uyanlar var ya, işte onlar, kurtuluşa erenlerdir…” ( A’raf 157)

 





En Çok Okunanlar