İyi İnsan Olmak İçin Ne Yapmak Gerekir?

e-Posta Yazdır PDF

İyilik kendi kendine olmaz. “İnsanların hayırlısı insanlara faydalı olandır” prensibine göre; ancak başkasına faydalı olmak ve herkesin iyiliğini istemek ve bu yolda elinden gelen gayretle insanlığın saadeti ve mutluluğu için çalışmakla iyi insan olunabilir. Mesela; Düşünelim ki biz bulunduğumuz işyerinde bir koltukta oturuyoruz. Koltuğumuzun bir kenarında elektrik taşıyan çıplak bir kabloya bağlanmış bir kumanda düğmesi olsun. Masamızın önüne doğru döşenmiş olan bu çıplak kabloda da 10.000 voltluk cereyan olsun. Birde baksak ki dışarıdan
elinde bastonunu tık ,tık yere vurarak bir âmâ geliyor. Âmâ olan bu insan, çıplak kablodan habersiz olduğundan ona doğru yavaş yavaş ilerliyor. Bizlerde işimizle gücümüzle meşgulüz. Âmâ kabloya yaklaşıp ta ona değince biliyoruz ki yanıp kömür olacak. Ne yapmamız lazım? Elimizin altındaki düğmeye basarak derhal elektriği kesmemiz gerekmez mi? Hatta bizim o düğmeye basmamıza engel olanlar varsa, kolumuz bir yere takılmışsa, bütün gücümüzü kullanarak kolumuzu kurtarıp düğmeye basmak zorundayız. Aksi halde bize demezler mi, Arkadaş sen insan mısın, taş mısın? Nasıl oluyor da, tehlikeden habersiz bu insanın böyle feci şekilde can vermesine seyirci kalabiliyorsun? O başına gelecek olan akıbeti bilmiyor ama sen biliyorsun. Nasıl vicdanın böyle hiçbir şey yapmadan durmana izin veriyor? Ben işimle gücümle meşguldüm. Onun geldiğini dahi fark etmedim.
Hatta bu kabloyu da buraya ben döşemedim. Cereyanı
da kabloya ben vermedim. Benim hiçbir kusurum
yok dese. Bu savunma o koltukta oturan
insan için geçerli mazeret teşkil eder mi? Hayır
etmez. Çünkü insan çevresinde ve ülkesinde olup
bitenlerle ilgilenmek ve kötü gidişi düzeltmeye çalışmakla
görevlidir.
İşte bunun gibi milletimizin büyük bir bölümü
gazete, medya ve sömürücü tekelci sermayenin ve
yandaşlarının yalan yanlış iftiraları ile aldatılırken
ben koltuğumda oturup rahat rahat işime gücüme
bakamam. Ben nasıl ki o âmâyı kurtarmak için
bütün gücümle düğmeye basıp çıplak kabloya
giden cereyanı kesmek zorunda isem aynı şekilde
milletimizin mutluluğu içinde bütün gücümle çalışmaya
mecburum. İşte ancak böylece iyi insan olabilirim,
dünyamı ve ahiretimi kurtarabilirim.
İNSANLAR İÇİN İYİLİK VE SAADET
NASIL GERÇEKLEŞİR?
İnsanlığın saadete erebilmesi için yeryüzünde;
Yanlışın değil doğrunun, çirkinin değil güzelin,
kötülüğün değil iyiliğin, zararlının değil faydalının,
zulmün değil adaletin hakim olması için bütün gücümüzle
ve teşkilatlı olarak çalışmak mecburiyetindeyiz.
Aksi takdirde; sömürücü sermayenin ve
rantiyecilerin her ay millete hizmet için toplanan vergiden
dört katrilyonu alıp götürmelerine ve daha
nice maddi, manevi ve ahlaki sıkıntılara seyirci kalmış
oluruz
Biz iyi insan olup milletin saadeti için bütün
gücümüzle çalışacağımıza, çalışmayı ihmal ettiği

miz zaman sorumlu olacağımız gibi; yapılan zulme
ve sömürüye de farkında olmadan imkan vermiş,
dolaylı olarak desteklemiş oluruz.
Evet; hak, asil ve dipdiri inancımıza göre; iyinin,
faydalının, adaletin ve doğrunun yani hak ve
hakikatin toplumda yaşanır hale gelmesi için bütün
gücümüzle çalışma mecburiyetimiz vardır. Dinimiz
buna cihad diyor. Bu anlamda cihad etmek, her mükellef
insan için kaçınılmaz bir görevdir.
CİHAD İBADETİNİN ve GÖREVİN
ÖZELLİKLERİ:
1. En önemli görevdir.
2. Bütün görevler bir zamana bağlıdır. Bu çalışmayı
ise her zaman yapacağız.
3. Bütün görevler belli bir miktar ile sınırlıdır.
Bu çalışmayı ise gücümüzün sonuna kadar yapacağız.
4. Bu görev her şeyden önce yapılması gereken
bir görevdir
5. Bu görev; en büyük manevi mükafata sebeptir.
HER BİRİMİZ İÇİN SAHİP OLMAMIZ
GEREKEN ÖZELLİKLER:
1- İnanç sahibi olmalıyız. Güçlü bir imana
sahip olmalıyız ki zorluklar karşısında yılmadan mücadelemizi
sürdürelim. Güçlü bir imana sahip olmak
ancak onu beş önemli koruyucu ile muhafaza etmekle
mümkündür. Bunlar; Sabır, Sebat, Azim Sadakat
ve Hayırlı İşlerdir.
2- İlim sahibi olmalıyız. Doğru bilgiye sahip olmalıyız
ve onu çalışmalarda yerli yerinde kullanmalıyız.
Kulaktan dolma şeylerle hizmet yapılamaz.
Bu bakımdan eğitimler çok önemlidir. Ve bir ömür
boyu talebeliğe niyet etmeli, daima alıcılarımızı açık
tutmalıyız.
3- İhlas sahibi olmalıyız. Riyadan uzak, hiçbir
şahsî çıkar gözetmeden Allah rızası için çalışmalı,
mevki, makam, şan, şöhret vs. peşinde olmamalıyız.
Samimi bir kul olmanın gayretinde olmalıyız.
Farz ibadetleri sünnetleriyle ve nafilelerle birlikte
edaya çalışmalıyız.

4- İttika sahibi olmalıyız. Hiç kimsenin hukukuna
tecavüz etmemek konusunda Allah’tan korkmalı,
fikrîmiz sorulduğunda doğruyu ve hakikati
söylemeliyiz.
5- İttifak içinde olmalıyız. Birlikte hizmet ettiğimiz
arkadaşlarımızla ihtilaf ve çekişmeye girmemeli,
uyumlu insan olmalıyız. Hoşgörülü olmak
kemalattandır. Cemaat rahmettir, birlikten kuvvet
doğar.
6- İyi ahlak sahibi olmalıyız Gıybet, dedikodu,
haset, kibir, kin, iftira ve kulis yapmak gibi kötü hastalıklardan
uzak olmalıyız. Bu nefse esir olmakla
değil, nefsi terbiye etmekle mümkündür. Mutlaka
kendimize vakit ayırmalı ve nefis muhasebesi yapmasını
bilmeliyiz.
7- İhsan sahibi olmalıyız. Bize verilen görevi
en güzel şekilde titizlikle yapmalıyız. Bu noktada
başkalarının ne yaptığı bizi ilgilendirmemelidir.
8- İstişare ederek çalışmalıyız. Benim dediğim
olacak dememeli, istişarede fikirlerimizi söylemeli.
İrfan sahibi olmalıyız. Önce kendi eksiğimizi görebilmeliyiz.
İrfan benim düşüncem de yanlış olabilir,
ben de yanılabilirim demekle başlar.Böylece istişare
ile alınan karara uymalı, bize verilen görevi canla
başla yapmalıyız.
9- İtaat etmeliyiz. Bir üst kademenin talimatlarını
yerine getirmede aksaklık göstermemeliyiz. Alınan
kararları yerine getirmek için başkana itaat
etmeliyiz.
10- Sadakatli olmalıyız. Güvenilir insan olmalıyız.
Davamıza ve liderimize bağlı olmalıyız. Vefa
çok değerli bir vasıftır. Sıddıkıyet çok üstün bir
mertebedir. İtaat ve sadakat iyi günde ve insanların
çok olduğu günde değil ölçüye uyulduğu müddetçe
daima gerekli olan bir vecibedir.
11- Nefsimizi terbiye etmeliyiz. Nefsimize esir
olmamak ve insanlara faydalı olmak için Allah’a yalvarmalı,
nefsimizi terbiye etmeye çalışmalıyız. Birlikte
hizmet yaptığımız arkadaşlarımızın kusuruna
değil, önce kendi hata ve eksikliğimize bakmalı onu
gidermeye çalışmalıyız. Canımızın istediğini,hoşumuza
gideni değil yapmamız gerekeni yapmalıyız.
12- İdeallerimiz için fedakarlık yapmalıyız. Her
nimet bir külfet karşılığıdır. Başarının bir bedeli vardır
elbet. İşte bu bedel; görevimizi yerine getirmek
için belli bir zamanımızı bu yüce gayenin tanıtılmasına
ayırmak ve bu hizmetin yürümesi için maddi
ve manevi katkıda bulunmaktır. Unutmamalıdır ki,
zafere çiçekli yollardan gidilmez. Bu işler hobi değil
kutsal bir görevdir, tıpkı namazımız, orucumuz ve
duamız gibi… Mutlaka artık zamanımızı değil aktif
zamanımızı canımızdan çok sevdiğimiz insanlığa
hizmet ve saadet davasına ayırmalıyız.
Tek başına bir insanın bütün bu hizmetleri
yapması mümkün olmadığına göre, hep birlikte ve
teşkilatlı çalışmak mecburiyetindeyiz. Bunun için disiplin
ve ciddiyet şarttır.
a. Disiplinli olarak çalışmalıyız: Teşkilatın her
kademedeki çalışmasında tertip, düzen ve disiplini
sağlamak zorundayız. Tertipsiz, düzensiz ve disiplinsiz
bir çalışma asla sonuç getirmez.
b. Ciddi olarak çalışmalıyız: Her kademedeki
çalışmalarımızda yaptığımız işi ciddiye almamız
esastır. Niçin çalıştığını gerçekten kavrayan insan
işinde ciddi olur. Hizmetle ilgili kendisine verilen
görevi canla başla yerine getirmek için bütün gücüyle
gayret eder.
SAĞLAM DUVAR, SAĞLAM TUĞLA
İSTER.
Hazreti Mevlana ne güzel söylemiş;
Hangi tohumu toprağa attın da
Filiz vermedi, , doğru olanı istedin de
Allah senden esirgedi
Yeter ki sen sabitkadem olarak
Yerinde sabırla sağlam dur.
Selam ve Dua ile…
 





En Çok Okunanlar