Sevgili arkadaşlar, Miraç,
Peygamberimiz (sav)'in büyük mucizelerinden biridir. Hz. Peygamber (s.a.v)' in göğe yükselerek Allah'ın huzuruna kabul
edilmesine ‘’miraç olayı ‘’ denir.
Bu olay,
Allah’u Teâlâ'nın Peygamber efendimize (s.a.v) bir
ikramıdır. Böylesine güzel yolculuktan dönerken Peygamber efendimiz (s.a.v) müslümanlara
üç büyük hediye getirmiştir. Bunlardan bir tanesi beş vakit namazdır.
Namaz miraçta olduğu gibi Allah’ın (c.c) huzuruna kabul edilmesidir. Bu
sebeple namaz kılarken biz rabbimizi görmesek de o bizi görüyormuş gibi
kılarız.
İşte böylesine güzel bir hediyeyi alıp da rabbimize böyle güzel bir hediye
gönderdiği için teşekkür ediyor muyuz?
Arkadaşlar, nasıl teşekkür
edebiliriz diye hiç düşündünüz mü? Ben de çok düşündüm. Acaba siz de benim gibi
mi düşündünüz merak ediyorum. Neyse ben düşüncemi sizinle paylaşayım bakalım
aynı mı düşünmüşüz?
Sevgili arkadaşlar, bence en güzel teşekkür günde beş
vakit namazı kılarak rabbimizin huzuruna durmaktır. Huzuruna durup sevgimizi ve
isteklerimizi ona sunmaktır.
Bu ana kadar ihmal edip kaçırdığımız vakitler oldu mu? Oyuna dalıp bazen unuttum mu diyorsunuz. Yoksa uyuyakaldım kalkamadım mı? Sizlere bir teklifim var arkadaşlar! Ne dersiniz! Sunayım mı? Evet seslerinizi duyar gibiyim öyleyse paylaşayım.
Arkadaşlar
bugünden itibaren kıldığımız namazlarımız için “Namaz Ağacı” takibatı yapalım
mı? Bence çok güzel fikir.
Resimde
görüldüğü gibi bir ağaç oluşturalım, kıldığımız her vaktin yaprağını yeşile,
beş vakit tamamlanınca elmamızı da kırmızıya boyayalım. Haftalık ağaç da
yapabiliriz daha iyi olur. Tercih sizin haftalık mı aylık mı ağaç olsun siz
karar verin. Benim kararım haftalık olsun. Yeşeren her yaprak ve kızaran her
ağaç aynı zamanda cennette bizi bekleyen meyve olacak.
"Şüphesiz ki benim ümmetim, kıyamet gününde, abdest izlerinden dolayı yüzleri nurlu, elleri ve ayakları parlak olarak çağırılacaktır. Yüzünün nûrunu artırmaya gücü yeten kimse bunu yapsın." hadisi gereği gücümüz yettiği kadar kıyamette yüzümüzün nurunu artıralım.
SEVGİLİ PEYGAMBERİM
Bana seni görmeyi,
Nur dolu yüzünü öpmeyi,
Kuran-ı Kerim’i ezberlemeyi,
Nasip etsin yüce Rabbim
Keşke olsam senin gibi,
Sevindirsem müminleri,
Senin yolundan gitmeyi,
Nasip etsin yüce Rabbim.
Koklasam gül kokulu tenini,
Görsem doğduğun güzel şehri,
Medine’nin hurma bahçelerini
Görmeyi nasip etsin yüce Rabbim.
Mehmet Emin
TİRYAKİOĞLU (9 yaş)
Gebze /
KOCAELİ
Nezleyim de...
Timur, Akşehir'de karargâh kurmuş. Şehir halkı adına,
Nasrettin Hoca ile eşraftan iki zat hatır sormaya gitmişler.
Kahveler içilip sohbet edildikten sonra, Timur sormuş:
- Karargâhımı nasıl buldunuz?
Beylerden biri cevap vermiş:
- Çok güzel ama fena
bir koku var!
Timur fena halde kızmış, yanındakilere " Alın şu adamı,
boynunu vurun." demiş.
Öteki beye dönmüş: Koku var mı?
Adam korkusundan: “Ne münasebet efendimiz,
misk-ü amber kokuyor” deyince, Timur yine kızmış:
- ‘’Neresi misk kokuyor dalkavuk herif! Alın şunun da
boynunu vurun!’’
demiş.
Sonra aynı soruyu Hoca'ya sormuş.
Hoca : “ Vallahi hükümdarım ne diyeyim, nezleyim burnum
koku almıyor.”demiş.
1 - Abdest suyunun üzerimize sıçramaması.
2- Kıbleye doğru yönelerek abdest almak.
3 -
Abdest alırken kimseden yardım istememek.
4 - Abdest alırken konuşmamak.
5 - Ağza ve burna su vermeyi sağ el ile yapmak.
6 -Burna çekilen suyu, sol el ile atmak.
7- Abdest alırken suyu israf etmemek.
8- Abdestten sonra Kâdr sûresini üç kere okumak.
9- Abdest almaya niyet etmek.
10- Her uzvu yıkarken abdest dualarını okumak.


























