Kutsal Ziyaret Hac
Hac; İslâm’ın şartlarından birisi ve önemli bir kulluk vazîfesidir.
Kişinin Allah’a doğru yolculuğu ve manevi âlemde yükselişidir. Peygamber
efendimiz (s.a.v) hadisi şeriflerinde: "Kötü
söz söylemeden ve büyük günah işlemeden hacceden kimse, annesinden doğduğu
gündeki gibi günahsız olarak (evine) döner." buyurmakla haccın arınma
günahlardan temizlenme olduğunu ifade etmişlerdir.
Hac; ilk insan ve ilk peygamber
Hz. Adem’in (a.s) indirildiği ve
insanlık tarihinin ilk yerleşim merkezi olan güzel beldelerin, Müslümanların
atası Hz. İbrahim’in (a.s) inşa ettiği müslümanların beş vakit namazda yöneldiği
Beytüllah (Allah’ın evi) olan Kâbe’nin de bulunduğu kutsal mekanların ziyaretidir.
Hac; Allah’ın (c.c) sevgilisi efendimiz, önderimiz, peygamberimiz Hz. Muhammed
Mustafa’nın (s.a.v) ve ismini sayamadığımız birçok peygamberin yaşadığı yerleri
ziyaret ederek onların izlerinin takip edilmesi ve onlara olan hasretin
giderilmesidir.
Bu güzel yolculukta yaşanacak en heyecanlı an
peygamber efendimizi ziyarettir. Yılların özlemiyle yanına varıp “ Anam babam
sana feda olsun, esselamü aleyke ya rasulallah.” diyerek özlem gidermektir.
Yanına sokularak şefkatle okşamasını hissetmektir; çünkü peygamberimiz: “ Hac edip
kabrimi ziyaret eden, beni hayatta iken ziyaret etmiş gibi olur.” buyurmuşlardır.
Biz onu görmesek de onun bizi şefkatle kucakladığını hissetmektir. Orada bu
mutluluğu ve heyecanı yaşamaktır.
Ne mutlu bu kutlu yolculuğa çıkanlara! Bu ziyarete
çıkacaklara duamız: “ Rabbim haccın amacına uygun olarak bu haz ve mutluluk
içerisinde yolculuğunuzu gerçekleştirmeyi nasip eylesin.” Sizlerden de
gidemeyenler için dua istiyoruz. Kâbe ilk görüldüğünde yapılan dualar kabul
olurmuş. İşte o anda bu müjde gereği siz de gidemeyen kardeşlerimize en kısa
zamanda gidebilmeleri, gidenler için ise tekrar gidebilmeleri için rabbimizin
fırsatlar vermesi için dua etmenizdir. Güle güle kutlu yolun yolcuları….
Ben o camı açmam
Hoca
bütün öğrencileri kaldırıp rutin sorular soruyormuş; "Arabadasın, çok
sıcak, ne yaparsın?" Öğrenci: "Camı açarım." Hoca: "Peki
içeri giren havanın sürtünme katsayısı nedir?" Öğrenci:
"Bilmiyorum." Hoca: "Otur, sıfır!" Bu böyle bir değil, iki
değil, bütün sınıfta sürmüş herkes dökülüyor. Hoca sonunda Temel'i kaldırmış;
"Oğlum otobüstesin, çok sıcak, ne yaparsın?" Temel: "Ceketimi
çıkarırım" Hoca: "Ama oğlum çok sıcak..." Temel: "Gömleğimi
çıkarırım...", "Oğlum arabanın içi halen çok sıcak, sıcaktan patlamak
üzeresin, ne yaparsın?" Temel dayanamamış: "Hocam ne yaparsan yap,
ben o camı açmam!"