FİRDEVS CENNETİNE YOLCULUK

e-Posta Yazdır PDF

Sözlükte bitki ve ağaçlarla örtülü yer ve bahçe anlamına gelen cennet insanlar için fıtri bir ihtiyaç olsa gerek. Çünkü insanlar artık dünya hayatında bile bahçeli ev arayışında. Cennet ayet-i kerime ve hadis-i şeriflerde müthiş tasvirlerle anlatılmış. Her ne kadar anlayabilmemiz için dünya nimetlerinden örnekler verilerek anlatılsa da cennet hayatındaki nimetler akılları zorlar nitelikte.


Cennet Kur’ an-ı Kerim’de çeşitli isimlerle kullanılmış. Adn cenneti, Firdevs cenneti, naim cenneti, daru’l  huld (ebedilik yurdu), dar’s selam (esenlik yurdu), Daru’l mukame (ebedi durulacak yer) ve makam-ı emin (güvenilir makam). (Dini Kavramlar sözlüğü, s: 96)

Bu yüzden cennet tek kademeli bir yer değil. Efendimiz (s.a.v.): “ Cennette yüz derece vardır. Her bir derecenin diğer derece ile arası sema ile arz arası kadar (yüz yıllık yürüme mesafesi)geniştir. Firdevs bunların en yukarıda olanıdır. Cennetin dört nehri buradan çıkar. Bunun üstünde arş vardır. Allah’tan cennet istediğiniz zaman Firdevsi isteyin. (Tirmizi, Cennet 4, 2533) buyuruyor. Acaba Efendimiz (s.a.v.)’in en yüksek cenneti istememizi tembihlediği Firdevs cenneti nasıl bir cennet? Tabi bu soruya en güzel cevabı Yine Efendimiz (s.a.v.) veriyor.


Firdevs cennetleri dörttür. İkisi altından ikisi gümüşten. Gümüşten iki cennet vardır. Kapları ve içinde bulunan diğer şeyleri de gümüştendir. Altından iki cennet vardır. Kapları ve içlerinde bulunan diğer eşyaları da altındandır. Adn cennetinde, cennetliklerle Rablerini görmeleri arasında Allah’ın vechindeki ridau’l kibriyadan (büyüklük perdesinden) başka bir şey yoktur. (Tirmizi, Cennet 4, 2530)


Başka rivayetlerde altından olan iki cennetin mukarrebuna yani Allah’a yakınlık kesbeden büyüklere, gümüşten olan diğer ikisinin de sağcılara, yani defteri sağından verileceklere mahsus olduğu belirtilmiştir. (Kütüb-i Sitte s: 423)


Cennet ile ilgili hadis-i şerifler tefekkürle birleşti  mi ruhunuzun sanki cenneti yaşıyormuşcasına zevk aldığını görürsünüz. “Cennette bir ağaç vardır ki, binekli bir kimse yüzyıl gölgesinde yürüse onu katedemez. İsterseniz şu ayeti okuyun. “Daimi gölgededirler. Çağlayıp duran su başlarındadırlar.”(Vakıa 30-31) (Tirmizi, 2525)


Cennette bulunan bütün ağaçların gövdesinin altından olacağını bildiriyor Efendimiz. “Ağaçların gövdeleri altından, dalları zeberced incidendir, rüzgar estikçe bunlar birbirine çarparak öyle bir name çıkarırlar ki hiçbir kulak böylesine tatlı bir ses işitmemiştir.” İbn Abbas (r.a.) rivayetinde “Cennet hurmalarının gövdeleri yeşil zümrüttendir. Dallarının sapı kızıl altından, yaprakları da cennet ehlinin kisvesidir. Ceketleri ve hulleleri bundan yapılır. Onun meyvesi ise küp ve kovalar gibi iri, sütten beyaz, baldan tatlı, kaymaktan daha yumuşaktır. Onlarda çürük yoktur denmiştir.”

Cennet ehli bir ağaç altında sohbet edip hatıralarını tazeleyecekler. Eğlenmek, gezmek bir ihtiyaç. Cennette gezmek ise kızıl yakuttan atlarla gerçekleştirilecek. “Allah-u Teala Hazretleri seni cennete koyduğu takdirde kızıl yakuttan bir at üzerinde orada dolaşmak isteyecek olsan, O seni istediğin her yere uçuracaktır.” (Tirmizi, 2546 )


Cennette kaleme alınamayacak kadar sayısız nimetler ve rahatlık vardır. Tabi her nimetin ve rahatlığın bir bedeli vardır. Firdevs cennetine girmek isteyenlerin ödeyeceği bedeli Rabbimiz Mü’minun Suresi’nde bizlere bildiriyor.


1. Gerçekten müminler kurtuluşa ermiştir.


2. Onlar ki, namazlarında huşû içindedirler; 


3. Onlar ki, boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler; 


4. Onlar ki, zekâtı verirler; 


5. Ve onlar ki, iffetlerini korurlar; 


6. Ancak eşleri ve ellerinin sahip olduğu (câriyeleri) hariç. (Bunlarla ilişkilerden dolayı) kınanmış değillerdir. 


7. Şu halde, kim bunun ötesine gitmek isterse, işte bunlar, haddi aşan kimselerdir. 


8. Yine onlar (o müminler) ki, emanetlerine ve ahidlerine riayet ederler; 


9. Ve onlar ki, namazlarına devam ederler. 


10. İşte, asıl bunlar vâris olacaklardır; 


11. (Evet) Firdevs'e vâris olan bu kimseler, orada ebedî kalıcıdırlar.