Hacı Bayram Veli Hazretleri Ankara’ya yerleşip de ilmî ve tasavvufî eğitim faaliyetlerini sürdürmekteyken etrafında ümmi halktan insanlar bulunduğu gibi, Akşemseddin, Germiyenoğlu Şeyhi, Eşrefoğlu Rumi, Ahmed Bican, Yazıcıoğlu Muhammed gibi arif ve alim zatlar da bulunmaktaydı. Çeşitli kültür seviyelerindeki insanları etrafına toplayıp, aynı pota içerisinde eritmeyi başarması kuşkusuz Hacı Bayram Veli Hazretlerinin olgunlukta vardığı seviyenin yüksekliğine delalet etmektedir.1 Anadolu’da; Ankara ve çevresinde hızla yayılmaya başlayan Bayramilik tarikatı bazı kötü niyetli devlet adamlarının kışkırtması neticesinde dönemin padişahı II. Murad’ı kısa süreli de olsa tedirgin etmiştir. Bu kışkırtmalardan etkilenen II. Murad Han, Hacı Bayram Veli’yi tanımak üzere
Edirne’ye huzura çağırtır.2 Görevli çavuşla beraber Edirne’ye ulaşan Hacı Bayram Veli’ye rivayete göre bir devlet adamı zehir içirmek ister. Hacı Bayram Veli Hazretleri “Bunu biz içelim zararı sahibine olsun” der ve zehri içer. Biraz sonra onu ikram eden devlet adamı ölmüştür... Hacı Bayram Veli’yi henüz ilk defa gören II. Murad Han, daha ilk bakışında ondan ziyadesiyle etkilenerek onun manyetik etkisine kapılmış ve Allah’ın izniyle artık Hacı Bayram Veli hakkında hiçbir
şüphesi de kalmamıştır. Hacı Bayram Veli ilk andan itibaren padişahın güvenini kazanmış ve kısa bir süre sonra sarayda padişaha ve devlet adamlarına
sohbet vermeye başlamıştır.3 Bu güvenin daha sonra ulaşacağı noktayı şu olayda görmek mümkündür: II. Murad, 1423 yılının ilk aylarında kardeşi II. Mustafa’ya karşı düzenlediği Germiyan Seferi sırasında Hacı Bayram Veli ile görüşecek ve kendisine vezirlik teklifinde bulunacaktır. Fakat Hacı Bayram Veli Hazretleri bu teklifi reddedecektir.4 II. Murad Han ile Hacı Bayram Veli’nin ilk görüşmelerinde aralarında geçen çeşitli ilginç diyaloglara rastlamak mümkündür. Osmanlı Sultan’ı, Hacı Bayram Veli Hazretlerine sorar: “Mevlana, Şems-i Tebrizi’nin müridi mi yoksa mürşidi mi?” Hacı Bayram Veli ikisinin birbiri için söylemiş oldukları güzel sözlerin örneklerini verdikten sonra şöyle der: “Şems-i Tebrizi ve Mevlana birbirini tamamlayan ve yine birbirinden feyiz ve ışık alan iki
irfan hazinesidirler. Şu hususu iyi bilmek gerekir ki Mevlana da Şems de aşk ve hakikatle dolu madde ve mânâ aleminin sırlarına ermiş üstün vasıflı birer
Allah velisidirler.” 5 Daha sonra II Murad, Hacı Bayram Veli Hazretleri’ne, Mevlana Hazretlerinin musiki eşliğinde sema yapmasının sebeb-i hikmetini sorar. Hacı
Bayram Veli de “Bu sorunun Mevlana Hazretlerine sorulduğunda Mevlana’nın cevabı şu olmuştur” diyerek şöyle bir izahta bulunur: “Allah-u Teala’ya
giden birçok yol vardır. Ben ise bu yolu seçmiş bulunuyorum.”6 Bir başka sohbetlerinde konu döner dolaşır ve nihayet Osmanlı yönetiminin daimi gündemini teşkil eden İstanbul’un fethi meselesine gelir. Hacı Bayram Veli Hazretlerine, II. Murad Han sorar “Veli Hazretleri malümunuz dedem Bayezid ve amcam
Musa Çelebi’nin İstanbul’u kuşattıklarını hepimiz biliriz. Dedem Bayezid dört defa İstanbul’u kuşatmasına rağmen bir türlü almaya muvaffak olamamıştır.
Ben dahi burayı ciddi bir şekilde kuşattım ancak fethine bir türlü muvaffak olamadım. Bunun sebeb-i hikmeti nedir?” Hacı Bayram Veli bu sorunun cevabını
ağırdan alır ve başka konular üzerinde durmaya çalışır. Bir gün sabah kahvaltısına oturduğu esnada görevliler bir beşik getirip Hacı Bayram Veli ve II.
Murad’ın arasına koyarlar. Hacı Bayram Veli birden beşiğe dönüp bakar ve Fetih Sûresi’ni duyulabilecek bir şekilde okumaya başlar. Biraz sonra ayağa
kalkar ve beşikte uyuyan çocuğun yanına gider. Çocuğun yüzünü açar ve sessizce bir dûa okur. Çocuğun yanından ayrılırken de ne söylediği
anlaşılmayan bazı sözler mırıldanır. O esnada II. Murad cevap alamadığı soruyu tekrar sorar. “Veli hazretleri İstanbul’u almaya ben muvaffak olacak
mıyım?” Hacı Bayram Veli “Padişah’ım sana İstanbul’u almak nasip değildir. Fakat Yüce Peygamber’in hadisinde de belirttiği gibi İstanbul mutlaka
fetholunacaktır. İstanbul’u senin şu beşikte yatan şehzaden Mehmed’le yanımızda oturan müridimiz köse Akşemseddin alacaktır. Fethi mübin bu ikisine
nasip olacaktır. Ben dahi bu fethi göremeyeceğim” diyerek cevap verir.7 Nitekim Muazzez Peygamber’imiz Hz. Muhammed’in (s.a.v.) müjdesi Hacı Bayram Veli Hazretlerin’in (k.s.) işaret ettiği şekilde gerçekleşmiş ve putlar şehri Kostantin, bir İslam şehri olma şerefine erişecek, İslambol olacaktır...
.......................................................................
1 Bkz. Cebecioğlu, Edhem, Hacı Bayram Veli, Ankara, 1994, s.33
2 Bkz. Yılmaz, Hasan Kamil, Aziz Mahmud Hüdayi, İstanbul, 1990, s. 170
3 Bkz. Cebecioğlu, a.g.e., 26
4 Özköse, Kadir, Hacı Bayram Veli ve Yaşadığı Döneme Tesiri, Tasavvuf, Yıl 5, sayı
12, Haziran 2004, s.69
5 Altınok, Baki Yaşa, Hacı Bayra Veli Bayramilik Melamiler ve Melamilik, Ankara, 1995,
s. 55
6 Altınok, a.g.e., s. 55,56
7 Bkz. Altınok, a.g.e., 77,78
| < Önceki | Sonraki > |
|---|















Yorumlar